17 Aralık 2014 Çarşamba

İstanbul'u anlatan sürpriz puzzle'lar

Sevgili puzzleseverler, bugün sizlere yeni ve yerli bir markayı tanıtacağımız için heyecanlıyız.  


İşte günün sürprizi!

Puzzle Galeri olarak kendi üretimimizi yapmaya başladık!

“ZEN Puzzle” adlı markamızın  ilk ürünleri bugün itibari ile hem Kadıköy’deki mağazamızda, hem de internet sitemizde yerini aldı!



İstanbul’un en güzel suretleri ile kendi tablonuzu oluşturun!

İflah olmaz İstanbul sevdalıları olarak ilk koleksiyonumuzu bu güzide şehrin en özel panoramik görüntülerinden oluşturduk. İstanbul sevgisi ne yüreklere ne de kalıplara sığmaz elbette, biz sadece 70 parçalık puzzle’lara böldük. Size düşense, bu parçaları sabırla, sevgiyle yeniden birleştirmek olacak. İster 3’ü bir arada, ister 4’ü bir arada, isterseniz 8’i bir arada kendi zevkinize göre kombinasyonlar yaparak duvarlarınızı süsleyin.  Sonuçta  şahane bir görüntü çıkacak ortaya, emin olun.  

Galata Kulesi 

Haydarpaşa Garı

 Çantanızdan sürpriz puzzle’lar çıksın!

Biz puzzleseverler, sevdiklerimize puzzle hediye etmeye bayılırız. İsteriz ki tutkunu olduğumuz hobimizi sevdiklerimizle de paylaşalım. İşte sırf bunu düşünerek ilk koleksiyonumuzu

12*30 cm boyutlarında ürettik.  Kutuları ise 7*18,5 cm ölçülerinde olduğu için rahatça çantanızda, hatta cebinizde bile taşıyabileceksiniz.

Rumeli Hisarı

Adeta bir paket çikolata gibi çantanızdan çıkaracağınız puzzle’ı sevdiklerinize kolayca hediye edebilin istedik.

Vapur ve Martılar

Biz ürettik, gerisi sizin hayal gücünüze kalmış...

İsterseniz eski bayramlarda çocuklara hediye edilen mendiller gibi bayram hediyesi yapın, isterseniz iş arkadaşlarınızın masalarına bu şahane panoramik İstanbul puzzle’larını bırakarak bu yılbaşının en sevilen kişisi siz olun.  İsterseniz eşinize sürpriz yapın,  isterseniz  puzzle tutkunu arkadaşınıza  koleksiyonun tamamını hediye edin. 

Galata ve Kız Kulesi 


İsterseniz cafe’de arkadaşınızı beklerken birleştirmek üzere çantanızda “acil durum puzzle’ı” olarak sürekli bir tane taşıyın.
Unutmayın, çantadan çıkan küçük sürprizlerin değerine kimse paha biçemez!

8 özel  İstanbul Teması

4’er çeşit yatay ve  dikey panoramik puzzle oluşturduk sizler için.

Dikey panoramik olanlar : Galata Kulesi – Ortaköy Camii – İstiklal Caddesi – Kız Kulesi
Yatay panoramik olanlar:  Galata Kulesi – Vapur ve Martılar – Haydarpaşa Garı – Rumeli Hisarı


İstiklal Caddesi ve Ortaköy


Puzzle Galeri’nin sürprizleri devam edecek, bizi izlemeye devam edin…









16 Aralık 2014 Salı

Bugün Google, Wassily Kandinsky'yi Doodle yaptı!


Bugün Google, özel günlerde yaptığı Doodle serisine Rus ressam ve sanat kuramcısı Wassily Kandinsky’yi ekledi.  Çünkü  aralık ayında hem doğan, hem de ölen sanatçının bu yıl 148. doğum günü kutlanıyor.


Google'ın  Kandinsky için Doodle'ı



“Bütün sanatlar içinde en zor olanı soyut resim yapmaktır.  Soyut resim,  kompozisyon ve renkleri oluşturmanız  için yüksek bir duyarlılık sahibi olmanızı ve  iyi çizimin nasıl yapıldığını bilmenizi gerektirir, gerçek bir şair olmanızı ister. Bu sonuncusu esastır. “  

                                                                                                                                       




WASSILY KANDINSKY hakkında özet bilgi  (4 aralık 1866 / 13 aralık 1944)

 Modern soyut sanatın öncülerinden Kandinsky, halkın duyguları, sesleri ve bakış açısı ile bağlantılı estetik bir deneyim yaratmak için renkler ve biçimler arasındaki ilişkiyi ustalıkla kullandı. Soyutlamaların, derin üstün bir anlatım için doğadan kopyalanan süreçlere müdahale edebileceğine inanıyordu. Renklerden ve biçimlerden oluşan görsel bir dilin olması gerektiğini düşünen sanatçı, resim sanatına adeta müziğin soyut bir dili gibi bakıyordu.  

Roethel, Standhaftes, Gruen, Kandinsky 


Evrenin ruhuyla ilişkili bir sanat yaratmak için yenilikçi bir resim dili oluşturdu.  Bu dil, kabaca dış dünya ile ilişkiliydi ama  asıl sanatçının iç dünyasındaki deneyimleri yansıtıyordu.

Roethel t. II, No 734 Schaukeln, Kandinsky 

 O’nun bu görsel anlatımı  sanat hayatı boyunca üç  aşamada değişkenlik gösterdi. İlk dönemlerinde  tuvallerindeki ilahi sembolizm, coşkulu ve dramatik kompozisyonları ve son döneminde kullandığı geometrik ve biomorfik  renk düzlemleri (Biomorfik şekiller : bitki ve insan vücudu gibi yaşayan formlara atıfta bulunan şekil ve imgelerdir.)

Kandisky’nin sanatı ve fikirlerinin birçok sanatçıya ilham kaynağı olduğunu söylemeye gerek var mı?

Im Blau, Kandinsky


WASSILY KANDINSKY’DEN ANA FİKİRLER

*Kandinsky için resim yapmak tamamen derin ruhsal bir eylemdi. Soyut biçim ve renklerin, evrensel boyutta görsel bir dil ile kültürel ve fiziksel sınırları aşan derinliğinin ve maneviyatının  arayışındaydı.

Kalabalık Sulu Boyalar, Kandinsky

* Kandinsky, insana dair evrensel  duyguları ve düşünceleri iletmek için,  sanatçının “içsel gerekliliklerini” anlatan ideal görsel biçimin soyut sanat olduğu görüşündeydi.  Kendisini toplumun iyileştirilmesi için bu fikirleri bütün dünyayla  paylaşmakla görevli bir elçi olarak görüyordu.

Righe di Segni, Kandisky
*Kandinsky, müziği nesnel olmayan sanatın en üstün biçimi olarak görüyordu. O’na göre müzisyenler, dinleyicilerin zihinlerinde sadece sesler sayesinde görüntüler canlandırabilirlerdi. Duyuların birliğinden yola çıkarak sesleri ve duyguları çağrıştıran, ruhsal anlamda zengin resimlerle, nesnelerden bağımsız benzer üretimler yapmaya çabaladı.

Yellow Red Blue, Kandinsky

WASSILY KANDINSKY’DEN  ALINTILAR

“Nesneler resimlere zarar verir”

“Renkler anahtardır. Göz çekiçtir. Birçok akoru ile ruh bir piyanodur. Sanatçı ise  tuşlara dokunarak ruhun titreşimlerini otomatik olarak ayarlayan bir eldir.”

“Gerçek sanat eseri sanatçıdan doğar: Bu, gizemli, esrarengiz ve mistik bir yaratılıştır. Sonra sanatçıdan ayrılır, kendi özerkliğini kazanır, bir kişilik elde eder, bağımsız  bir konu olur, manevi bir nefesle canlandırılmış, gerçekten var olan, yaşayan bir özne olur. “


Kandinsky tablolarından yapılmış puzzle'lara mağazamızdan ulaşabilirsiniz. 

Sanat dolu günler dileriz...




UYARLAMA ÇEVİRİ: www.puzzlegaleri.com

11 Aralık 2014 Perşembe

Puzzle birleştirmek maraton koşmaya benzer!


Hiç merak ettiniz mi, insanların puzzle’a bu kadar tutkuyla bağlanmasının nedeni nedir?

 Eğer 100 ciddi puzzlesever arasında anket yapacak olsak ve puzzle tutkularının nedenini sorsak, televizyon izlemeye alternatif olduğunu söyleyenden, boş zamanları doldurmanın en iyi yöntemi olduğunu belirtene veya puzzle birleştirmeyi  meditasyon aracı olarak görene kadar çok değişik cevaplar alabiliriz. Bütün bunların ötesinde puzzle birleştirmek, gerçekten de birçok bakımdan ilginç bir hobidir. Puzzle’ı bitirdikten sonra sergilemek için çerçeveletip asmazsanız eğer, belki bir fotoğraf çekersiniz, ya da parçaları kutusuna geri koyup  başka bir gün veya yıl yeniden birleştirmek üzere saklarsınız ve  her durumda da başarı duygusu hissedersiniz.  Aslında puzzle bittikten sonra bu saydıklarımızın  dışında başka bir ödül de gelmez akıllara.

Bu sıra dışı aktiviteyi  maraton koşmaya benzetebiliriz.

puzzle maratonu
Bir maratona hazırlanmak ve onu tamamlamak için neler gerekir isterseniz gelin birlikte bakalım.

 Maraton antrenmanının çeşitli aşamaları vardır ve bunlar, sizin kondisyonunuza göre değişiklik gösterir. Yürüyerek veya kısa mesafede yavaş yavaş koşarak başlayabilirsiniz ve sonrasında çalışmalarınızı kademe kademe zorlaştırarak 40 kilometre koşacağınız o büyük güne hazırlanabilirsiniz. Gerek hazırlık aşamasında, gerekse yarış sırasında maratonu tamamlayabilmeniz için dayanıklı olmaya ve her şeyden önemlisi olaya odaklanmaya ihtiyacınız olacaktır.  Aslında bu bir zihinsel oyundur, muhtemelen haftanın belli günlerinde uyumak yerine koşmakla, yarışı kazanmak için gereken dayanıklılığı da kazanmış olacaksınız.

Puzzle birleştirmeyi maratonda bitiş çizgisini göğüslemekle karşılaştırmak size belki abartı gibi görünebilir, ama maratonda koşmak isteyen biri ile puzzle bitirmek isteyen  birini harekete geçiren nedenler aslında çok benzerlik gösterir.  Çünkü, fiziksel aktivite açısından bu iki eylem her ne kadar taban tabana zıt olsa da, beyin kullanımı açısından benzerlikleri çok fazladır.

Puzzle maratonunun başlangıcı


Çocukken, girintili çıkıntılı ahşap puzzle’lar birleştirmeye başladığınızda, karmaşık puzzle’ları tamamlama eğitimine de başlamış olursunuz. Tamamlanmış puzzle sayınız arttıkça, aynı koşu antrenmanında olduğu gibi,  puzzle’ları bitirme konusunda hızınız da artar; aynı düz zemin yerine tepelerde koşan atletler gibi siz de daha zor puzzle’ları denemek için sabırsızlanmaya başlarsınız. Daha önce hiç koşmamış insanlar gibi önce 5 kilometrenin altında denemeler yapar, sonrasında kendinizi maratona hazırlarsınız. Ayrıca, puzzle parçalarını bir araya getirmek, çok fazla odaklanmayı, sabrı ve bu konuda ustalaşmak  için   daha çok antrenman yapmayı gerektirir, aynen koşuda olduğu gibi…

Puzzle maratonunun ortaları


Sonrasında gerçekten bu hobide iyi bir deneyim kazandığınızda, muhtemelen ahşap puzzle birleştirme aşamasına geçersiniz ki buna da ultra maraton diyebiliriz. Puzzle deneyim seviyeniz ne olursa olsun, o son parçayı yerine yerleştirmek, yani bitiş çizgisine doğru son hamleyi yapmak ve de  her parçayı bir kenara koyarak başka bir gün için saklayabilmek büyük bir başarıdır, tıpkı maratonda derece almak gibi…

Ve mutlu son...



2 Aralık 2014 Salı

Pablo Picasso / Guernica-1937

Pablo Picasso’nın en ünlü eseri Guernica, İspanya İç Savaşı sırasında  Nazi’lerin Bask bölgesindeki Guernica kasabasını bombalaması üzerine hızlı bir tepki olarak ortaya çıkmış, sanatçının en güçlü politik ifadesi olarak kabul edilen yapıtıdır.

Guernica barış sembolüdür.


Guernica, savaşın trajedisini, özellikle de masum sivillerin üzerinde yarattığı acıyı dile getirir. Sanatçının bu çalışması, zaman içinde savaş karşıtı sembol olmuş ve barışın somutlaştığı anıtsal bir statü kazanmıştır. Guernica tamamlandıktan sonra kısa bir turla dünyada sergilenmiş, sonrasında da ünlenmiştir. Eserin dünyada dolaşması, İspanya İç Savaşı’na dikkatlerin çekilmesine de yardımcı olmuştur.

Guernica’nın fiziksel özellikleri


Bu çalışma, pastoral ve epik stillerin bir karışımıdır. Guernica mavi, siyah ve beyazdan oluşur. 3.51 metre uzunluğunda ve  7,82 metre genişliğindedir. Bir duvar resmi olarak yağlı boya ile yapılmıştır. Madrid Reina Sofia Müzesi’nde orijinali sergilenmektedir.

Guernica,1937 Picasso

Guernica hakkında yapılan yorumlar


Guernica hakkında birçok yorum okuyabilirsiniz, dolayısıyla   birbiriyle çelişen yorumlara da rastlamanız mümkündür. Örneğin bu duvar resminin iki baskın unsuru boğa ve at hakkında sanat tarihçisi Patricia Failing diyor ki:

“Boğa ve at, İspanyol kültürünün önemli karakterleridir. Picasso, zaman zaman farklı roller biçerek bu iki karakteri eserlerinde kullanmıştır. Bu da resimdeki  boğaya ve ata yüklenen özel anlamları geçersiz hale getiriyor. Picasso’nun kariyeri boyunca bu figürleri kullanmasını  çeşitli şekillerde tasarlanmış bir dans gösterisine benzetebiliriz.”

Bazı eleştirmenler ise Guernica’daki politik mesaja vurgu yapıyorlar. Bu eleştirmenlere göre eserdeki azgın boğa, savaşın yarattığı yıkımın en önemli motifidir.  Resimdeki boğanın, muhtemelen faşizmin saldırısını temsil ettiğini belirtiler. Picasso zaten  buradaki boğanın anlamının gaddarlık ve karanlık olduğunu söylemiştir. Ayrıca buradaki atın ise Guernica’daki insanları temsil ettiğini de eklemiştir.

Guernica kasabasının tarihsel önemi


Guernica, Bask Bölgesi’nde Biscay vilayetinin bir kasabasıdır. Guernica’nın özel bir hedef olarak önemi ise İspanya İç Savaşı boyunca Cumhuriyet direniş hareketinin kuzey kalesi olarak bilinmesi ve Bask kültürünün merkez üssü olarak kabul edilmesinden kaynaklanır.

Cumhuriyetçi güçler kimlerdi?


Cumhuriyetçi güçler, komünistler, sosyalistler, anarşistler gibi birbirinden farklı yaklaşımlardaki grupların birleşmesinden oluşuyordu, ama hepsi  Franco’nun  temsil ettiği milliyetçilere karşıydılar. General Francisco Franco liderliğindeki milliyetçiler arasında da fraksiyon farklılıkları vardı ama daha azdı. Onlar, geleneksel Katolik aile değerlerine dayalı olan İspanya’nın altın günlerine geri dönmeyi kendilerince hayal ediyorlardı.

26 Nisan 1937’de ne oldu?


26 Nisan 1937 Pazartesi günü saat 16:30 civarında Colonel Wolfam von Richthofen komutasındaki Alman  ordusu, iki saat boyunca Guernica’yı bombaladı!

 O dönemde Almanya’nın başında Hitler vardı, İspanya’daki milliyetçilere maddi destekte bulunuyordu.  Hitler, yeni silahlarını ve taktiklerini test etmek için bu savaşı bir fırsat olarak değerlendiriyordu. Nitekim sonraları yoğun hava bombardımanları, savaşların çok önemli bir ön adım taktiği haline geldi.


Guernica’nın yaratılış süreci


Picasso, bu olaydan sonra  ülkesinde neler olup bittiğine dünyanın dikkatini çekmek istedi. O zamanlar, 1937 yazındaki Paris Sergisi için  İspanyol Cumhuriyetçi hükümeti tarafından sipariş verilen bir duvar resmi üzerinde çalışıyordu.
 1 mayıs 1937 tarihinde üzerinde çalıştığı projedeki orijinal fikri  terk etti ve Guernica üzerinde çalışmaya başladı.
Birkaç aydır fazla heyecanlanmadan üzerinde çalıştığı önceki fikrinin tersine bu yeni konu, sanatçının hayal gücünü  adeta büyüledi. İlginçtir ki, o yaz  gerçekleşen Paris sergisinde Guernica çok az ilgi gördü.

Guernica ünlüdür, çünkü;


Modern sanattaki hiç bir resim Guernica kadar kitaplara konu olmamıştır.  Kitapların çoğunda ise "Guernica,  20. Yüzyılın en önemli eseridir.”diye tanımlanır.
Picasso, her ne kadar resmi İspanyollar için tasarlamış olsa da, ülkesi  kamu özgürlükleri ve demokratik kurumlarını elde edinceye dek resmin İspanya’da sergilenmesine izin vermemiştir.

Guernica ne zaman İspanya’da sergilenmeye başladı?


Resmin sergilenmesi için ilk adım 1975 yılında Franco öldüğünde atılmıştır. 1981 yılının ekim ayında, Picasso’nun  yüzüncü doğum yıl dönümünde, yeni cumhuriyetin de bir kutlaması olarak  resim  İspanya’da sergilenmeye başlanmıştır. Şu anda Guernica, İspanyollar için  özgürlüğe ve demokrasiye doğru gerçekleştirdikleri yolculuğun sembolü olarak gerçek evindeki müzede yerini almıştır.

Guernica’nın değişik parça sayısındaki puzzle’larına mağazamızdan ulaşabilirsiniz.

Kimse sanatsız kalmasın...

UYARLAMA ÇEVİRİ: www.puzzlegaleri.com




17 Kasım 2014 Pazartesi

Gamze Hanım'ın puzzle hikayesi

Her puzzle, yeni bir öykü getirir beraberinde.  Kimi zaman görselin yarattığı duygu, kimi zaman  puzzle’ı birleştirirken arka planda  olup biten yaşanmışlıklar, kimi zaman ise puzzle’ın zorluğu ya da kolaylığı bile başlı başına bir öyküdür aslında. Yeter ki anlatılsın, yeter ki sözcüklere dökülebilsin.

Blogumuzda “Sizden Gelenler” adlı bir sayfa açtık bütün bu öyküler için. Puzzle öykünüzü fotoğraflarıyla birlikte bize gönderin, editörümüzün beğendiklerini isminizle bu sayfada yayınlayalım.

 Sevgili GAMZE ABAKA, muhteşem fotoğrafları ve anlatımıyla ilk konuğumuz oldu köşemizde. O kadar güzel yazmış ki, daha fazla araya girmeyelim ve sizi Gamze Hanım’ın anlatımıyla baş başa bırakalım. 

Bazen bir puzzle’a başlamak çok fazla anlam içerir benim için. Mesela yeni bir hayat yaratmak, her bir parçasında o hayatın içini doldurmak gibi… Bazen sanki bir fidan ekmek, her bir parçada o fidanın filizlendiğini görmek gibi... Bazen hayal gücünün derinliklerinde kaybolmak gibi… Bazense çok derin anlamları olmaz, sadece rahatlama aracıdır benim için. Bir puzzle’a başlarken ne hissedersem hissedeyim, hissettiklerimin yanında mutlaka heyecan eşlik eder bana. Ve o heyecan, her parça yerini buldukça artar. Taa ki tamamlanana kadar…


Önce dış çerçevesini yaparım her zaman. Derin düşüncelerimin arasındaysam eğer, bir hayat başlamıştır benim için. Bir bebek doğmuştur sanki. Ve o büyümeye başlar. Çok ince, derin ayrıntılar bilmez hani bebekler. Sadece ağlamak, uyumak, yemek vardır hani. İşte bu temel olgular benim puzzle’ımın dış çerçevesine karşılık gelir. Yani ben her puzzle yapışımda aslında bir bebek büyütmüş olurum. Bir hayat veririm, bir hayata heyecanla eşlik ederim ve bu kısmını yapmak bir puzzle’ın en kolay yeridir. Detaylar her zaman daha çok uğraş ister çünkü.


Sonra ufak ufak temel parçaları oluşturmaya başlarım. Yani bir bebeğe bu iyidir bu kötüdür der gibi. Ocak sıcaktır, dikkat et yanarsın gibi. Temel parçalar, aslında en çok göze çarpanlar… Aslında puzzle bir bütün haline geldiğinde çok kolay olduğunu bilmediğiniz ama puzzle’ı yaparken (büyürken) mutlaka öğrendiğiniz… Burası da çok zor olmaz aslında. Çünkü bir bebeğe “neden, niçin” diye anlatmazsınız. Çünkü ile başlayan cümleler kurmazsınız. Sadece bu iyidir, bu kötüdür der ve geçersiniz. Bu parçaları oluşturmak da gözümde böyle canlanıyor işte.
Sonra baya baya ilerlemeye başlarız. Biraz zorlanırız elbette. Hatta çoğunlukla zorlanırız. Büyürken de zorlanmıyoruz mu? Aynı yola çıktık bakın gene! Bu kısımda yanılmak çoktur. Çok fazla olasılık vardır çünkü. Hangi parçanın hangi parçaya uyacağını bulmak zordur. Üstelik bazıları gerçekten uyumlu olmasa bile çok yakındır. Yani iki parça birbirine ait değilken aitmiş gibi kandırır sizi. Ondan sonra da ta ki puzzle bitene kadar hatalı olduğunu bilemezsiniz hani… Burası da işte büyürken yaşadığımız aşklar gibi gelir bana. Gerçekten doğru kişiyi bulduğunu sandığınız ama ilişkiniz bitene kadar anlamadığınız…  Bir yandan da “bu buna uymadı, çünkü…” gibi cümleler kurmaya başladığımız kısımdır. Yani olgunlaşma devridir. Olgunlaştığımızda ise biten bir puzzle elde ederiz.

Puzzle bittiği zaman heyecanım bitmez hemen benim. Çünkü bozup da kutusuna koyamayan insanlardan biriyim ben. Onca uğraşım, o yarattığım hayat… Bir kutu içinde hapsolacak kadar önemsiz olmaz hiçbir zaman. O yüzden bu noktada onu ölümsüzleştirmek için uğraşa başlarım. Yani bir çerçeve yaptırıp, uygun bir yere asmak gibi… Yani ben yarattığım hayatları öldürmem. Öldüremem. 
Çerçeveden geldiği zamansa uzun uzun izlerim yaptığım işi. Bir hayatı öldürmeden dondurmuş olmak büyük bir mutluluk verir bana. Sonra asarım usulca duvara. Zaman zaman ona baktıkça hayallere dalarım sonra. Eğer manzara varsa karşımda, o manzara içinde ben olurum… Mesela çayır çimen varsa, orada koşan çoban olurum… Orada esen rüzgarla sallanan çiçek olurum… Dönen yel değirmeni olurum… Uçan kuş olurum… Yani yarattığım hayat olurum…
Hayatınızda yeni hayat yaratacak kadar yaratıcı olabilmeniz dileğiyle…

14 Kasım 2014 Cuma

174. Doğum günün kutlu olsun Oscar Claude Monet!


14 Kasım 1840‘da Fransa’da doğmuş Oscar Claude Monet! Yani 174 yıl önce tam da bugün! İyi ki doğmuş, aradan geçen yıllara rağmen bakmaya doyamadığımız şahane resimler bırakmış geride.

Resim sanatıyla ilgilenenler "Monet hakkında ilk aklınıza gelen nedir?" sorusuna, muhtemelen sanatçının  empresyonizm-izlenimcilik akımının yaratıcısı olduğu yanıtını verirler. Öyledir, yani farklı bir bakış açısıyla dünyayı izlemiş, gördüklerini olduğu gibi değil, ruhunda yankılandığı şekliyle tuvale dökmüştür sanatçı. Doğayı, ışığın etkilerini o kadar güzel anlatmıştır ki, empresyonist akımın lideri ilan edilmiştir.

Impression Sunrise, Soleil levant , Monet 1873

Le Havre’deki bu resme önceleri “Marina “ adını koyar Monet. Fotoğrafçı Nadar’ın 1874 yılındaki sergi için yaptığı kataloğa konulacaktır resim ve Edmond Renoir daha net bir açıklama ister Monet’ten. Monet cevaplar:

“Impression, Sunrise - İzlenim, Gündoğumu”
 ve yeni sanat hareketinin ismi böyle çıkar ortaya. Empresyonizm, diğer bir deyişle izlenimcilik böyle doğmuştur.
Le jardin des Hoschede a Montegeron-1876


 Sanat tarihinin en iyi peyzaj ressamlarından biridir Monet. Aynı manzaranın değişik ışık ve hava koşulları altında seri halinde resimlerini yapmıştır. Renkler üzerinde bir prizma gibi çalışmış, kendi doğal bileşenlerine ayrılmış hallerini yakalamakta ustalaşmıştır.

"The Bridge at Argenteuil", Claude Monet 1874

Bitkilere hayrandır, nerede yaşarsa yaşasın  kendine  mutlaka bir bahçe oluşturmuştur. Hatta evinin dekorasyonunda  bahçesinin renklerine sadık kalmaya özen gösterdiği için, konuklarının evine ziyarete geldiklerinde kendilerini adeta Monet’in şahane resimleri arasında dolaşır gibi hissettikleri söylenir.



Empresyonist sanatta ana unsur renklerin kullanılışıdır, yani çizgilere gerek duymadan iç güdülerle yapmaktır resmi.
Monet, kariyerinin başlarında iken  “Studyo Corner” resminde olduğu gibi, koyu renkleri kullanmıştır.
1860’dan itibaren ise  koyu renkleri terk etmiş ve saf ışık renklerinden ibaret olan bir palet ile çalışmaya başlamıştır. 1905 yılında kendisine renkler konusunda sorulan bir soruya şöyle yanıt vermiştir sanatçı:

“Kullandığım renkler konusunda enteresan olan şey nedir? Birisinin başka bir renk grubuyla daha iyi veya daha parlak resimler yapacağını düşünmüyorum. Burada önemli olan, renkleri nasıl kullandığınızı bilmektir. Onların seçimi de bir alışkanlık meselesidir. Kısacası ben, beyaz kurşun rengi, kadmiyum sarısı, kobalt mavisi, krom yeşili ve parlak kırmızı kullanıyorum, hepsi bu’”

Monet, ne gördüyse onu resmetmiştir.
Zaman içinde kademeli olarak kırmızılar ve sarıların O’nun resimlerini işgal etmeye başladığına, mavilerin kaybolduğuna tanık oluruz. 1919 Weeping Willow ve 1920 Waterlilies’de olduğu gibi detaylar solmaya başlar bir dönem.  

Çünkü katarakt olmuştur sanatçı. Gözündeki kataraktın etkileri aynı motifi tasvir eden bazı resimlerinde  rahatça gözlemlenebilir. Örneğin, 1897 de yaptığı “Japon Köprüsü” ve 1923 de yaptığı "The Waterlily Pond"

"Water-Lily Pond", Claude Monet 1897,

Hasta gözünden renkler


1908 yılında 68 yaşındayken Monet’in her iki gözü de katarakt olur,  görme yetisini kaybetmeye başlar. Kataraktın ilk işaretlerini 1908 yılında Venedik’te yaptığı resimlerde görmek mümkündür.

Katarakt, renklerin filtrelendiği tabakada ilerleyen bir donukluk oluşturur. Hastalık ilerledikçe kişi beyazları sarı, yeşilleri sarı yeşil ve kırmızı ya da turuncu olarak görmeye başlar. Maviler ve morlar, yerini kırmızılar ve sarılara bırakır, ayrıntılar kararır ve şekiller puslu hale gelir.



Katarakt nedeniyle görüşü değişse de Monet çalışmaya devam eder. Etiketlerde yazılanlardan renkleri bilir ve hep aynı renkleri sipariş etmeye devam eder.

“Benim kötü görmem, her şeyin sisli olduğu anlamına geliyor, hatta o kadar güzel ki bu, göstermek istiyorum”

 demiştir kendisiyle yapılan bir söyleşide. Neredeyse gözlerini kaybedecekken 1923 yılında, ölmeden 3 yıl önce ameliyat olur ve renkleri tekrar eskisi gibi görmeye başlar.





Sanatçının Argenteuil’deki mutlu hayatı 


1872 yılında Claude Monet, 8000 nüfuslu küçük bir kasaba olan Argenteuil’e taşınır. "Poppiesat Argenteuil” adlı tablosu  “Impression, sunrise” ile birlikte 1874 yılında bu kasabada iken sergilenir. 
Monet’in en ünlü resimlerinden biridir bu, belki de biricik aşkı, Camille, çiçekler arasında yüzer gibi göründüğü içindir. 

"Poppies at Argenteuil", Claude Monet 1873

Güzel bahçeli bir evde oturmaktadır. Genç bir karısı ve küçük bir çocuğu vardır. Dahası, resimleri satılmaktadır.

"TheLuncheon",  Argenteuil’deki mutlu aile günlerini yansıtan bir resimdir. Sakin bir yaz günü öğleden sonra vakti, küçük oğlu Jean Monet yerde oturup oyun oynuyor, sevgili eşi Camille ise arka planda görünüyor.

The Luncheon, Claude Monet 1873
“Aniden bana bir vahiy geldi sanki ve benim göletin ne kadar büyülü olduğunu fark ettim. Paletimi aldım, o zamandan sonra neredeyse hiç başka modelim olmadı!”  Claude Monet

"Nymphéas, effet du soir"
Claude MONET 1897

Monet hakkında söylenecek çok söz var aslında. Siz puzzleseverlere sanatçıyı  kısmen de olsa tanıtabildiysek ne mutlu bize..

 Claude Monet’in eserlerinden üretilen puzzle’lara mağazamızdan ulaşabilirsiniz.  

Keyifli puzzle'lamalar...



KAYNAK: http://www.intermonet.com
UYARLAMA ÇEVİRİ : www.puzzlegaleri.com