9 Eylül 2014 Salı

Puzzle parçaları dağıntı değildir!

Kabul etmek lazım puzzle birleştirmek, biraz yer kaplayan bir hobi. Yeterince büyük bir eviniz varsa belki de sırf puzzle’larınız için ayırdığınız bir masanız, hatta  çalışma/hobi odanız vardır ve kendinizi bu anlamda şanslı hissedebilirsiniz. Üstüne üstlük, evinizde kalabalık yoksa, dört ayaklı ve yaramaz dostlarınızla birlikte de yaşamıyorsanız, sizin için hiç sorun yok; canınız istediği zaman puzzle odanıza ya da masanıza gidip dilediğiniz gibi vakit geçirebilirsiniz.

görsel, web'den alıntıdır.


Peki ya tam tersi durum söz konusu ise ne olacak?  

Yani evinizde değil özel hobi/çalışma odası, puzzle  birleştirmek için ekstra bir masa veya sehpanız bile yoksa veya küçük çocuğunuz varsa veya çok sevdiğiniz kedinizle birlikte yaşıyorsanız puzzle hobinizden vaz mı geçeceksiniz?


Elbette hayır, çok pratik puzzle yardımcı malzemeleri sayesinde puzzle’ınızın yer kaplamasını önleyebilirsiniz.

Bunlardan en önemlisinin puzzle halısı olduğunu size daha önce buradaki yazımızda anlatmıştık. Bugün de puzzle ayrıştırma kutusunu sizlerle tanıştırmak istiyoruz.


Puzzle Ayrıştırma Kutusu

Ünlü puzzle markası Ravensburger imzalı bu puzzle ayrıştırma kutusunun küçük olduğuna bakmayın, boyutuyla tezat teşkil edecek işlevselliğe sahip kendisi! 

Öncelikle puzzle hobinizle uğraşırken sizi ve çevrenizi rahatsız edebilecek dağıntıları (!) ortadan kaldırmaya birebir pratik bir çözüm olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Siz puzzle ile uğraşırken fazlalıklardan hoşlanmayan titiz anneniz ya da eşiniz artık size laf söyleyemeyecek! Aniden baskın yapan çocuklu misafirleriniz kapıda ayakkabılarını çıkarırken, siz puzzle’ınızın yaptığınız kadarını halısı ile ortadan şip şak kaldırıp, kalan ayrılmış parçaları da karıştırmadan  puzzle ayrıştırma kutusu ile  yaramaz misafir çocuklarının kapsama alanından derhal uzaklaştırabileceksiniz! Yarım kalan puzzle'ınız, temizlik için gelen yardımcınızın "dağıntıları tıkıştırma" gazabına uğramayacak!

Yani bu kutu sayesinde puzzle’larınızın güvende olduğunu bileceksiniz. Hiçbir meraklı çocuk ya da temizlik hastası ikinci şahıs onlara zarar veremeyecek! Bir puzzle tutkunu olarak bu rahatlığın aynı zamanda ne büyük özgürlük olduğunu gayet iyi anladığınızı biliyoruz.

 6 farklı tepsisi sayesinde renklerine ve şekillerine göre ayırdığınız parçalarınızın asla karışmayacak ve de kaybolmayacak olması ise puzzle ayrıştırma kutusunun size sağladığı “bonus” olacak.  Dilerseniz bu tepsileri birbirine bağlayarak işinizi daha da kolay hale getirebileceksiniz. Tepsileri ister üst üste yığın ister yan yana yerleştirin, tamamen size kalmış.


Her bir tepsinin yaklaşık 20*20*2 cm. olduğunu düşünürseniz, bu kutunun ne kadar pratik olduğunu gözünüzde daha iyi canlandırabilirsiniz. Artık bu ayrıştırma kutusu ile siz nereye, puzzle’ınız da tabii ki sizinle birlikte oraya! İster tatile, isterseniz işyerinize (patron kızarsa biz karışmayız!), isterseniz arkadaş toplantısında eğlencelik olsun diye gezmeye…

Peki kaç parçaya kadar? 300-1000 parça arası puzzle’larınız için rahatlıkla kullanabilirsiniz merak etmeyin.

Bu kadar anlattık, fiyatını merak ediyorsanız, sizi buradan mağazamıza alalım.


Keyifli puzzle’lamalar…




5 Eylül 2014 Cuma

Puzzle hakkında eğlenceli bilgiler

Takip edenleriniz biliyordur,siz puzzleseverler için yabancı kaynakları  sürekli tarıyoruz ve karşımıza çıkan enteresan bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Bugünkü yazımızda da puzzle ile ilgili hem eğlenceli hem de faydalı 14 tane bilgiye yer vereceğiz. Yazı bitiminde bu maddeler içinde en çok hangisinin ilginizi çektiğini yorum olarak yazarsanız, blogumuz şenlenir, biz de mutlu oluruz.

Haydi o halde başlayalım bakalım neymiş puzzle hakkındaki okunası gerçekler…




1-     Modern puzzle’ların içinde en pahalı olanlarının malzemesinin ahşap olduğunu çoğunuz mutlaka biliyorsunuzdur, biz yine de hatırlatalım.

2-     El yapımı ahşap puzzle’ların üretimi sırasında çok yetenekli bir usta saatte 100 parça kesebilirmiş ama bu işin normali saatte 25-50 parçanın kesilmesiymiş.

3-     Bir puzzle’ı birleştirmenin en kolay yolunun başlamadan önce parçaları renklerine göre gruplandırmak olduğunu söylememize gerek yok aslında ama, olur da puzzle’a yeni başlayan biri bu yazıyı okur ve faydalanır diye biz yine de yazmak istedik. Gerçek puzzle uzmanlarının hep ayakta çalıştıklarını, çünkü otururken ayaklarına kramp girmesinin onların tarzı olduğunu da ekleyelim yeri gelmişken. Biz de söyleyenin yalancısıyız.

4-     1000 parçalık bir puzzle için düz kenarları diğerlerinden ayırma işi yaklaşık 30 dakikanızı alır diyor okuduğumuz kaynak.** Bütün parçaları kabaca renklerine göre sınıflandırmanız için de bu zamanın yaklaşık 2 katına ihtiyacınız olacaktır diye de eklemişler. İçinizde daha kısa sürede bu işleri bitirenler mutlaka vardır, yorumlarınızı merakla bekliyoruz doğrusu.

5-     İşte en enteresan bilgi bu maddede!



Kulağa ilk etapta mantıksız gelse de, 1000 parçalık bir puzzle’ı birleştirmek için gereken zaman, 500 parçalık bir puzzle için gereken zamanın 4 katıdır. Çünkü puzzle parça sayısı iki katına çıktığında, zorluk derecesi dörde katlanmaktadır. 4000 parçalık bir puzzle’a başlamadan önce, 500 parçalık puzzle’ı birleştirmeye harcadığınız zamanın 64 katı fazla zaman ayırmanız gerektiğini unutmayın!

6-     Bir süreliğine popülerliğini kaybeden puzzle birleştirme hobisi, günümüzde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Bunun nedenlerinden birinin daha iyi  teknikler ile daha kaliteli puzzle’lar üretilmeye başlanması olduğunu söyleyebiliriz. Bu sayede her an karşımıza çıkan bilgisayar oyunlarına da keyifli bir mola vermiş oluyoruz.

7-     Laser ve su jeti teknolojileri sayesinde maliyetleri düşürülüp fiyatı daha makul seviyelere inen ahşap puzzle meraklılarının sayısı da giderek artıyor.

8-     Her geçen gün, çözülmesi çok daha zor olan puzzle’lar geliştiriliyor. Mesela yenilikler içinde “Sahte  Köşe” ( Bir puzzle’ın ortasında sahte köşe parçası) ve “Renkli sıra kesimi”  (Farklı renkler arasındaki ayrım hattı boyunca kesilmiş parça – bir yeşil parça bir mavi parçaya eklenebilir ve komşu parçanın rengi hakkında ipucu vermez.)

9-       1989 yılında  ahşap puzzle markası Stave, çözümü olmayan bir puzzle’ı piyasaya çıkarmış. Bunu bilmeyen bir çok puzzlesever, öfke içinde bu puzzle’ı tamamlamaya uğraşmış.

10-  Şimdiye kadar tek bir puzzle üzerinde 209.250 parça ile en büyük birleştirme, Taiwan’daki Formosa Regent Hotel’de gerçekleşmiş.

11-  Ahşap puzzle için son geliştirilen su jeti teknolojisinde bir inç (2,54 cm) için 20 tondan fazla su gerekiyormuş ve sonuç su içinde ses hızında iki kez seyahat etmek gibiymiş!

12-  İlk puzzle, neredeyse iki buçuk yüzyıl önce bulunmuş.

13- 19.yüzyılın sonlarına doğru ortalama bir ahşap puzzle’ın maliyeti  ₤ 1’den fazlaymış ki bu fiyat, birçok insanın haftalık kazancından daha çokmuş.

14- Günümüzde 500 parçalık bir karton puzzle, kaşla göz arasında üretilebiliyor olmasına rağmen, ahşap olduğu zaman bir ustanın  yaklaşık 4,5 haftalık zamanını almaktaymış.

Bizden bugünlük de bu kadar, şimdi söz sırası sizde. En çok hangi madde ilginizi çekti, bize yazın. Yorumlarınızı merakla bekliyoruz.

Keyifli puzzle'lamalar.

**KAYNAK: http://www.jigthings.com/fascinating-facts-about-jigsaws/
UYARLAMA ÇEVİRİ: www.puzzlegaleri.com




3 Eylül 2014 Çarşamba

Birinci blog çekilişimiz sonuçlandı!

Merhaba sevgili puzzle dostları,

Blogumuzda yaptığımız ilk çekilişimize katılımınızdan dolayı öncelikle  hepinize teşekkür ediyoruz.

 İşte o heyecanlı an geldi çattı!

 Çekilişimizi daha önce de belirttiğimiz gibi Wmaraci/Cekilisaraci ile yaptık. Önce bütün yorumları teker teker kontrol ederek bir excel tablosuna bütün katılımcıların adını yazdık, sonrasında da bu listeyi aşağıda gördüğünüz gibi ilgili web sayfasına kopyaladık.



“Çekilişi yap” dediğimizde program  seçimini yaptı ve bizden hediye puzzle+ puzzle koruyucu kazanan şanslı takipçimiz belli oldu.



Şüheda Hanım’ı şansından dolayı tebrik ediyoruz, Google + paylaşımı ile bizden hediyeyi kazandı. 
Kendisine mail de attık, adresini bize gönderince hediyemizi hemen kargolayacağız.

Kazanamayanlar üzülmesin, blog çekilişlerimiz devam edecek, yeter ki bizi izlemeye devam edin.

Keyifli puzzle’lamalar...


28 Ağustos 2014 Perşembe

Mutluluğun Resmi'ni Dianne Dengel mi Yoksa Abidin Dino mu yaptı?

Bazıları “Mutluluğun Resmi” diyor, bazıları “Happiness” diyor, bazıları da “Home Sweet Home”  olarak adlandırıyor. Siz hangi ismi beğendiyseniz onu seçin fark etmez, sadece şunu bilin yeter:

Bu resim, Abidin Dino’ya ait değil!


happiness
Home Sweet Home

Hikaye kısaca şöyle:

Ünlü şair Nazım “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”  dizesiyle başlayan ünlü şiirini Moskova’da sürgündeyken yazar. Belki mutluluğun resminin tuvallere sığmayacağını düşündüğü için, belki bu kavramı tek bir kareye sıkıştırıp kalmak istemediği için, nedenini bilemeyiz elbet ama  Abidin Dino  cevap olarak  mutluluğu sözcüklerle anlatma yolunu seçer:

“…Mavi gözlerinde yanıp tutuşan hasretle kucaklayabilseydim seninle, bir daha. Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi Bağrımıza bassaydık seni Nazım, Yapardım mutluluğun resmin…” 

Der, hatta şiirinin sonu da şöyle biter:

“…İşte o zaman Nazım, Yapardım mutluluğun resmini Buna da ne tuval yeterdi; ne boya... “

Hikaye budur özetle, ama ne yazık ki internetin azizliği tam da burada devreye girer. “Abidin Dino Mutluluğun resmi” diye arama yaptığınızda maalesef bir çok sitede Dianne Dengel’in resmiyle karşılaşırsınız, oysa bu sonuç,  sadece internetteki bilgi kirliliğine verilebilecek güzel bir örnektir…

Hikayenin doğrusunu özetlediğimize göre bu güzel resme ve yaratıcısı Dianne Dengel’e geri dönelim isterseniz. 

Sevginin en büyük mutluluk kaynağı olduğunu betimleyen ve görenlerin içini ısıtan bu tablonun yaratıcısını anlatmak istiyoruz  kısaca sizlere.  Çatısı aktığı için yatağın üzerinin yağmur sularından şemsiye ile korunduğu ve gazete kağıdından perdesi olan bir odada, ayağı koptuğu için bir tahta parçasıyla dengelenen karyolada, altı çocuk, bir köpek ve bir kedinin aynı yatakta, aynı yamalı yorganın altında sevgiyle ve gülümseyerek uyuduğu bu sevimli tablo, nasıl bir yürekten süzülerek resmedilmiştir?

Her ne olursa olsun yaşamanın ne kadar güzel olduğunu hissettiren, gülümsemenin insanları nasıl güzel kıldığını gösteren, göstermekle kalmayıp duyumsatan bu güzel yürek kimdir? Nasıl bir öyküsü vardır?

Hikayenin kalanını okuduğunuzda, hem azmine hayran olacak, hem de Dianne’yi daha çok seveceksiniz.

Çayınızı tazeleyin, anlatacaklarımız daha yeni başlıyor.

Dianne, 1939 yılında Amerika’nın New York eyaletine bağlı Rochester’de doğmuş, şehrin Chili adındaki kenar mahallesinde babasının ahşap artıklarından yaptığı gecekondu diyebileceğimiz evde geçirmiştir bütün hayatını. Duyunca her ne kadar inanamasak da Dianne’nin annesi Mildred, yaşadıkları ortamla tezat oluşturan bir bilinçle kızının  resim yeteneğini, O daha 3 yaşındayken, yani çok erken keşfetmiş ve bu konuda O’na  hep destek olmuştur. Mildred’e hayran olmamak elde değil, düşünsenize çalıştığı mağazadan gömlek kartonlarını eve getirip kızının bu kartonlara resim yapmasını sağlarmış! Daha küçücük bir çocukken Dianne, bu kartonlara resimler yapmasaydı, biz muhtemelen O’nun pozitif duygular taşıyan güzel çalışmalarını göremeyecektik! Hayat  hikayesinin sadece bu kısmı bile sizce de yeterince örnek alınası değil mi?

Ailesi fakir olduğu için, Dianne’ye boya, fırça ve tuval alacak paraları yokmuş doğal olarak. Resim konusunda ilerledikçe yağlı boya tüpleri için para biriktiriyormuş bir şekilde ama fırça almaya parası yine de yetmiyormuş. Dianne pes etmemiş, zaman içinde sanat dünyasında ayırt edici özelliği haline gelecek olan bir tarz geliştirmiş bu yoksunluk içinde. Evet, parmaklarıyla boyayı sürüyor, bir parça kağıt yardımıyla da boyayı yayıyormuş!

 İşte size ikinci hayat dersi..  Azmin yoksunlukla mücadelesinden çıkan yaratıcılık örneği!

Dianne, 1940’ların dergi kapaklarından sanatsal olarak etkilenmiş, yaşamında manzaralardan çok insan etkileşimleri ilgisini çekmiş hep. Bu yüzden “insan ressamı” da diyebiliriz kendisine.

Henüz 18 yaşındayken teklif edilen  üniversite bursunu reddetmiş ve tanesi 1.5 $’dan  renkli kalemlerle portre çizmeyi tercih etmiş. O zamanlar kiraların 40 $ civarında olduğu düşünülürse bu paranın O’nun için ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Çalışmaya öyle bir vermiş ki kendini, ne evlenmeye ne de aile kurmaya vakit ayıramamış. Sanatsal mutlulukların peşine düşmüş diyebiliriz.  Sürekli seyahat halindeymiş. Yollardayken iş alıyor ve çalışmalarını da her seferinde değişik şehirlerde sergiliyormuş.

Çeşitli şehirlerde kendisini hayretle izleyen seyircilere yeteneğini sergilerken annesi hep kendisine eşlik etmiş. O zamanları anımsarken internet sitesinde şöyle söylüyor:

“Bu gösteriler her zaman çok güzel olmuyordu, bazen annem ve ben eve aç gidiyorduk.”

Böyle durumlarda annesi O’na üzülmemesi gerektiğini söyler ve “Asla vaz geçme!” dermiş. Annesi Mildred, Dianne’nin yarattığı “bebekleri” çok sever ve alıcısı çıktığında her birini öperek onlarla vedalaşırmış.

1984 yılında Dianne 45 yaşındayken şöhret olma yolunda önemli bir fırsat çıkmış karşısına. 1968’den 2001 yılına kadar PBS televizyonunda “Mr. Rogers Neighborhood” adında çok sevilen bir tv şovunun yapımcısı olan Mr. Roger, babasının eşyalarının önünden geçerken tesadüfen Dianne’nin çizdiği portreyi görmüş. Fred bu portreyi çok beğenmiş ve Dianne’lerin yaşadığı semte bir yetenek avcısı göndermiş, O'nun aracılığı ile Dianne’den kendi portresini yapmasını istemiş. Dianne kendisine yapılan bu teklifi kabul ettiğinde en çok sevinenlerden biri de evlerine gelen yetenek avcısıymış, çünkü çok etkilenmiş gördüklerinden. Derken derken televizyon ekibi Dianne’nin küçük evine gelmiş, iki gün boyunca çekim yapmışlar. Bu arada Dianne de portrenin yarısını tamamlamış ve Mr. Roger bir başka portre daha istemiş.

Roger’in Dianne hakkında çektiği iki bölümlük şov, PBS televizyonunda yıllarca gösterilmiş, hala da zaman zaman gösterilmeye devam ediyormuş. İşte bu sayede ünlü olmuş Dianne, neredeyse masal gibi bir hikayesi var.

Dianne, sanat hayatı boyunca sadece resim yapmamış. Kumaştan bebekler yapıp boyamış, çalışmalarını çeşitli gösterilerde sergilemiş, Sun’s Out Inc. adındaki şirket tarafından bazı resimleri puzzle’a dönüştürülmüş. “Home Sweet Home” diye adlandırdığı, anlattığımız bu ünlü resminin puzzle’ınınTürkiye’de çok satıldığını kendi web sitesinde de özellikle belirtmişler. Nazım’ın şiirinin bu başarıda katkısı büyük olmuştur mutlaka. Düşünsenize; farklı kıtalarda yaratılmış bir şiir ve bir resim, puzzle’da buluşarak nasıl bir tesadüfle bütünleşip bizlerin yüreklerine dokunabiliyor! Sanatın gücüne sırf bu nedenle bile saygı duymalı herkes…

Dianne’nin çizdiği resimlerdeki insanlar hep basit ve huzurlu görünürler. Dianne de diğer sanatçılar gibi hem sanat hayatında hem de özel hayatında inişler çıkışlar yaşamıştır mutlaka. Ama O’nu diğer insanlardan ayıran belirgin özellik, hayattaki küçük nimetlere hep şükran duymasıdır. O’nu değerli kılan diğer özelliği ise sanata olan tutkusudur.

15 Mayıs 2012’de aramızdan ayrılsa da, eserleriyle daha uzun yıllar yüzümüzü güldürmeye devam edecektir Dianne.

Not: Dianne'nin güzel resimlerinden üretilen puzzle'lara buradan bakabilirsiniz.

KAYNAK:  http://www.diannedengel.com/dianne_dengel_about.html



21 Ağustos 2014 Perşembe

Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu ve puzzle'ı

Puzzle birleştirme hobisi farkında olmadan sanat merakımızı ve bilgimizi de geliştiriyor. Nasıl mı? Puzzle’nı birleştirdiğimiz görsellerin hikâyelerini merak ediyoruz. Çoğunlukla seçtiğimiz görsel ile ilgili yazılanları kısaca okumaya çalışıyoruz. En azından puzzle’ını birleştirdiğimiz tablo kimin eseriymiş, tabloda  ne anlatılıyormuş gibi özet  bilgiler alıyoruz. Her yeni tablo ile ilgili öğrendiklerimiz  ise  ufkumuzu genişletiyor. Özellikle söz konusu puzzle müze koleksiyonlarından olunca.

Bu anlamda Puzzle Galeri olarak biz de blogumuz aracılığıyla üzerimize düşen bilgilendirme görevlerini elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz. Bugün de en ilgi çeken puzzle görsellerinden Kaplumbağa Terbiyecisi’nden kısaca söz edeceğiz.

Malumunuz bu tablo, Osman Hamdi Bey tarafından yaratılmış bir eserdir. Tablonun bu kadar ünlü olacağını hissettiğinden midir bilemeyiz ama Osman Hamdi Bey bu tablodan iki tane yapmış. İlki 1906 yılında, ikincisi ise bir yıl sonra 1907 yılında tamamlanmış. Bu iki resmin ana temaları aynı fakat detaylarda farklılıklar var. Resimler arasındaki farkları burada sıralamak istemiyoruz, buyurun iki resmin arasındaki farkları sizler bulun, biraz eğlence olsun diyelim ve  anlatmaya devam edelim:




Bu resimde anlatılmak istenen nedir?

Böyle bir soru ile karşılaşınca sakın kendinizi sınavda gibi hissetmeyin. Sadece dediğimiz gibi biraz beyin jimnastiği yapalım, biraz da resmin nasıl yorumlandığını öğrenelim, yani hoşça vakit geçirelim; amacımız sadece bu...
Özetle  söylemek gerekirse, sanatçımız 1842-1910 yılları  arasında yaşamış, 12 yıl Paris’te kalıp hukuk eğitimi almış, resim konusunda o yıllarda kendini geliştirmiş, arkeolog, ressam, müzeci, hatta Kadıköy’ün ilk şehremini ( belediye başkanı)dir. Yani karşımızdaki sanatçının sadece ressam değil, aynı zamanda entelektüel bir kişilik olduğunun altını çizmekte yarar var. (Osman Hamdi Bey hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, buradaki detaylı yazımızı okuyabilirsiniz.)

Şimdi gelelim resmin yorumlarına:
Baktığımızda ne görüyoruz? Sakallı bir adam, gösterişsiz ve hatta bakımsız bir odada elinde ney olduğu halde ayakta duruyor. Kırmızı uzun bir giysi giymiş, yerde de yaprakları yemekle meşgul olan kaplumbağalar var.

Şimdi bundan ne anlamalıyız?

Bazı yorumcular, Paris’ten döndükten sonra Osmanlı’nın üst düzey bir çok memuriyet görevlerini üstlenen sanatçının burada  kendisini resmettiğini söylüyorlar. Onlara göre bu resimde sanatçı, emrindeki astlarını eğitmeye çalışan aydın kişinin işinin ne kadar zor olduğunu anlatmak istemiştir.

 “Neden kedi ya da civciv ya da herhangi bir hayvan değil de kaplumbağa imgesini kullanmış?” sorusuna ise şöyle bir açıklama yapıyorlar:

 Lale Devri’nde akşam eğlenceleri sırasında kaplumbağaların sırtına mumlar dikilir, hayvancağızların öylece gezmelerine izin verilirmiş, böylece estetik bir görüntü çıkarmış ortaya. İnanması güç geliyor ama bu kaplumbağalar, Kapıkulu Askerleri sınıfına dahilmiş ve devletin kadrolu personeli gibi bakılıp korunurlarmış.  Diyorlar ki Osman Hamdi Bey, tabloyu yaparken  bu ritüelden esinlenmiş. Belki de kaplumbağaların yavaşlıkları ve etraflarını az aydınlatmalarını devletin hantallığına benzetmiş olabilir veya  eğitimin zorluğunu da kastetmiş olabilir. Ne düşündüğünü bilemeyiz elbette.

Başka bir yorum da şöyle:
Sabır gerektiren kaplumbağa eğitimi için resimdeki kırmızılı adam, ney ve nakkare kullanmayı düşünmektedir. Resimdeki kırmızılı adamın Osman Hamdi Bey’in kendisi olduğunu söyleyen yorumcular, toplumun eğitilmesi ve dönüştürülmesi için sanatın gerekliliğine vurgu yapıldığını söylerler. Hatta bu nedenle Osman Hamdi Bey’in sanat okulu ve müze açtığının da altını çizerler. Bu yorumcular, kaplumbağa imgesi için sanatçının Charles Baudelaire’nin Modern Hayat Ressamı kitabında bahsi geçen,-kendisinin de tanık olduğu- Paris sokaklarında dolaşan kaplumbağalardan esinlendiğini iddia ederler. Üç padişah görmüş Osman Hamdi Bey’in,  toplumu sanatla eğitmek gerektiğine vurgu yaptığını belirtirler.

Hatta bazı yorumcular, adamın neyi üflemeyip arkasında tutmasını ise dervişin bile sabrının sınırı olduğunu ve sanatçının kaplumbağalarla betimlediği halkı eğitme işinden vaz geçtiğini anlattığını söylerler.

Tour du Monde isimli Fransızca derginin 1869 tarihli sayısında çıkan, soldaki resmini gördüğünüz gravürden etkilenerek sanatçının bu tabloyu oluşturduğunu söyleyenler de var. Hatta dergide bu resim, “Charmeur de tortues” yani Kaplumbağa Terbiyecisi adıyla basılmış. Bu yorumcular, kanıt olarak sanatçının 1869’da babasına yazdığı mektupta “yolladığınız Tour du Monde dergisini okudum.” cümlesini gösterirler. Gerçi dergi 1869 da basılmış, resim ise 1906 yılında çizilmiş, arada 37 yıl gibi çok uzun bir zaman dilimi var... Biz sadece sanat tarihçilerinin söylediklerini sizlere aktarıyoruz.

Kim nasıl yorum yaparsa yapsın, bir figür ve tarz ustası olan Osman Hamdi Bey’in bu tabloyu yaparken neler düşündüğünü tam olarak kimse bilemez elbette.  Ama şu da bir gerçek ki, tabloya baktığımızda üzerinde düşünülerek yapılmış  olduğu direkt gözümüze çarpıyor. Özel bir mekan seçimi, özel renk tonları kullanımı, özel ışık oyunları ile karşılaşıyoruz ve bu durumdan etkilenmemek gerçekten de mümkün değil.

Son olarak resmin teknik anlamda yorumlarını özetleyelim. Eseri olağanüstü bulan yorumcular, sadece pencereden içeriye gelen ışığa ve bu ışığın kaplumbağaların üzerine dikkatleri yoğunlaştırmadaki başarısına vurgu yapıyorlar.

Sayısız kopyası olan bu şahane eserin mağazamızda  bulunan 1000-1500-2000 parçalık puzzle formlarına ve 570 parçalık puzzle saate buradaki linkten ulaşabilirsiniz.

Keyifli puzzle’lamalar..


19 Ağustos 2014 Salı

120.000 parçalı mermerden puzzle!

Puzzle dünyasında neler olup bitiyor diye internette araştırma yaparken çok ilginç bir habere denk geldik, sizinle paylaşmadan da edemedik.

“Puzzle Restorasyonu” desek, size ne çağrıştırır? Evet tahmin ettiğiniz üzere tarihi eserlerin günümüze kalan parçalarının bir puzzle  gibi birleştirilerek restore edilmesini anlatıyor bu terim. 

Şu anda Türkiye’nin en büyük arkeoloji projesinin yürütüldüğü Efes Antik Kenti içindeki Yamaç Evler’de, 6 kişilik bir ekiple dört yıldır devam eden bir puzzle restorasyon çalışması olduğunu belki bilmiyordunuz veya ilginizi çekmemişti. Bir puzzlesever olarak  haberin devamını okuduğunuzda muhtemelen şaşıracak ve de hayran olacaksınız; ki  ilk okuduğumuzda biz de aynı duyguları hissettik.

 Şöyle ki; tam 120.000 mermer parçasından oluşan bir arkeolojik puzzle restorasyonu bu! 2010 yılından bu yana devam eden  4 yıllık çalışma sonucunda henüz 50.000 parçanın yerleri bulunmuş!


Fotoğraflar nediyor.com sitesinden alıntıdır.

Bu çok özel arkeolojik çalışmaya liderlik eden restoratör Sinan İlhan’ın yaptığı açıklamaya göre projenin detayları şöyle:

Roma Dönemi’nde Efes’in en zenginleri oturuyormuş Yamaç Evler’de. 4 bin metrekarelik bir alanda 7 tane villaymış bu evler. Elliye yakın farklı mermer ocağından getirtilen mermerler kullanılmış dekorasyonda; tavanlarda ise altın varaklı süslemeler varmış. Yani günümüz için bile yeterince lüks detaylar barındırıyor Yamaç Evler.  Bu 120.000 parça mermerin ise evlerin en güzellerinden birinin  salonuna ait olduğu düşünülüyor.

Restorasyon ekibi,  dört yıldır tıpkı puzzle birleştirir gibi mermer parçalarını masaların üzerine yaymışlar  ve her parçayı doğru yerine koymaya uğraşıyorlar. Normal puzzle’da elinizdeki görsele bakarak parçaları birleştirirsiniz. Yamaç Evleri  puzzle restorasyonunda ise maalesef böyle bir kolaylık yok. Ekip, tamamen sürpriz bir resmi birleştirmeye çalışıyor, olayın heyecanı da burada aslında.

Önceleri parçaları birleştirmek için bilgisayar programı kullanmışlar. Önce parçanın 3 boyutlu taramasını yapıyor, sonra da bilgisayarda eşleştirme yapıyorlarmış. Ancak bu işlem hem çok yavaş hem de çok maliyetli olduğu için yine başa dönmüşler, yani puzzle birleştiren sıradan insanlar gibi çalışıyorlar, aynı bizim puzzle hobimiz gibi!


Fotoğraflar nediyor.com sitesinden alıntıdır.



 Efes’e gidip de Yamaç Evler’i  ziyaret eden turistler, hele ki puzzle birleştirmeye merakları da varsa, masalar üzerinde yayılmış 120.000 parçayı birleştirmeye uğraşan ekibe hayran oluyorlarmış. Ekip lideri, bu işin şu anda dünyanın en büyük puzzle restorasyonu olduğunun da altını çizmiş.


Fotoğraflar nediyor.com sitesinden alıntıdır.
Ekip liderinin röportajında şöyle de bir ayrıntı var. Puzzle meraklıları, özellikle de Asyalı turistler ekibe katılmayı teklif ediyorlarmış. Yine ekipteki Serkan Ergen ise proje öncesinde birkaç kez puzzle birleştirdiğini ama 4 yıllık deneyimden sonra artık puzzle konusunda uzmanlaştığını söylemiş. Bütün ekip olarak günde ortalama 50 parçanın yerini bulduklarını, bazen bu sayının 200’e bile çıkabildiğini de ilave  etmiş.

120.000 parçalık bu puzzle tamamlandığında tarihte bir sayfa daha aydınlanmış olacak...

Bir puzzlesever olarak böyle müthiş bir projede yer almayı kim istemez ki!


Fotoğraflar nediyor.com sitesinden alıntıdır

KAYNAKLAR:
·         http://www.sabah.com.tr/kultur_sanat/2014/08/07/120-bin-parcalik-puzzle-tarihe-isik-tutacak
·          


·        http://nediyor.com/galeri/120-bin-parcalik-puzzle-tarihe-isik-tutacak/2/#foto

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Puzzle Galeri'de Hediye Çekilişi Var!

Puzzle Galeri Blog’da “İlk Merhaba” yazımızı  büyük bir heyecanla 22 Nisan’da yayınlanmıştık.  Neredeyse dört ay olmuş blog tutmaya başlayalı. Günler nasıl da çabuk geçiyor! İlk yazımızda söz verdiğimiz üzere güzel bir çekiliş yapmanın artık zamanı geldi diye düşündük, sizleri fazla da bekletmek istemedik.

Yapacağımız bu ilk çekilişimizde bir takipçimiz  bizden iki güzel hediye kazanacak.

İŞTE HEDİYELERİMİZ:


  • 1-  Vase Avec Iris, Van Gogh ( 1000 parça puzzle)

Ünlü ressam Vincent Van Gogh’un 1890 yılında tamamladığı ve orijinali Van Gogh Müzesi’nde sergilenen bu ünlü tablosunun Ricordi marka 1000 parçalık puzzle’ını bir şanslı takipçimize hediye ediyoruz. Puzzle tamamlandığında ortaya çıkacak olan  50*70 cm. boyutlarındaki tablo, evinize güzellik katacaktır, baktıkça bizi hatırlarsınız.
  • 2-   PUZZLE Koruyucu:

Bitmiş puzzle’ınızı önden veya arkadan yapıştırdığınızda hem koruyan, hem de cama ihtiyaç duymadan çerçeveletmenizi sağlayan puzzle koruyucu da aynı şanslı takipçimize  ikinci hediyemiz olacak. Puzzle koruyucu hakkında detaylı bilgi almak için buradaki yazımıza bakabilirsiniz. 

ÇEKİLİŞE NASIL KATILACAKSINIZ?
      
Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler basit.


         **  Blogda sağ yanda gördüğünüz “Bu siteye katılın”  ikonu aracılığı ile blogumuzu takibe almanız.

    **  Blogu takibe aldığınız ismi ve geçerli mail adresinizi bu yazının altına yorum olarak bırakmanız. Yazının altında "1yorum" yazan yere tıklayınca kolaylıkla yorum bırakabilirsiniz..


Bu güzel hediyeleri kazanmak için bu iki şartı yerine getirdiğinizde 1 hakla çekilişe katılırsınız, bir başka deyişle elinizde bir çekiliş bileti olur. Ama şansınızı artırmak isterseniz, ( daha fazla milli piyango bileti almak gibi düşünün) aşağıdaki  ilave şartları da yerine getirmenizi rica ediyoruz.

Şöyle ki:
                                           
EK HAKLAR:
·        Facebook, Twitter, Google+, Pinterest’te takipçimiz olmanız ve takip ettiğiniz ismi yorumda belirtmeniz size her bir platform için +1 çekiliş hakkı sağlar.

·        Bu yazının linkini kopyalayarak yarışmayı  Facebook, Twitter, Google+ Instagram, Pinterest gibi sosyal ağlarda #PuzzleGalerideÇekiliş etiketi ile duyurursanız her bir duyuru için +1 çekiliş hakkı elde edersiniz. Yalnız çekiliş duyurunuzun linkini bu yazının altında yorum olarak bırakmalısınız ki biz de rahatça kontrol edebilelim ve haksızlık olmasın.

·        Kendi blogunuzda resimli ve linkli paylaşımlarınız size +3 hak daha kazandırır.


Adil olması açısından wmaraci.com/cekilis-araci ile yapacağımız  ve resimlerini / videosunu yayınlayacağımız çekilişimize katılım için son gün 31 Ağustos’dur. Çekiliş sonucunu hem blogda, hem de diğer sosyal medya hesaplarımızda 5 Eylül Cuma günü ilan edeceğiz. 

Not: Çekilişimiz sadece ülke sınırları için geçerlidir. 

Herkese bol şans..