puzzle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
puzzle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2015 Çarşamba

Eureka Cast Donuts Hanayama bulmacayı çözebilir misiniz?

Bu yazımızda size Japon Hanayama zeka oyunlarının en güzellerinden olan Cast Donuts’u tanıtmak istiyoruz. Finnish Vesa Timonen tarafından tasarlanan bu bulmaca için söylenebilecek anahtar sözcük: “hizalama” diyebiliriz.

Bu bulmaca, adının çağrıştırdığı halkaların iç içe geçmesinden oluşuyor. Çözülmüş halinde 4 parça var, her halka kendi arasında iki parçaya ayrılıyor. Bu parçaların birbirlerinin içine nasıl geçtiklerini anlamak ve halkaları ayırmak için hangi hamlelerin  gerektiğini bulmak, bulmacanın en zor kısmı. Ama daha önce Cast bulmaca deneyimi olanlar, bu aşamayı kolaylıkla geçebiliyorlar.

Bu bulmacayı aldığınızda muhtemelen “ne kadar küçükmüş!” diyeceksiniz.  Cast bulmacaların çoğu görece olarak küçüktür ama Donuts, en küçükler arasında yer alıyor gerçekten de.  Boyutları 4.7 x 3,5 cm  ( 1,9” x 1,4”) . Eğer elleriniz büyükse bulmacayı  tutmakta zorlanabilirsiniz, hatta yüzeyi kaygan olduğu için elleriniz terlerse, işiniz biraz daha zorlaşabilir!

Cast Donuts Çözüm Aşamaları

Ustaca tasarlanmış bir bulmaca,  görüntüsü  gerçekten de cezbedici.  Parlak yüzeyi ve düzgünlüğü ile göz alıcı. İki halkayı birbirinden kolayca ayırmak için, halka renklerinin farklı tasarlanması iyi düşünülmüş bir detay olarak karşımıza çıkıyor.

Hanayama zorluk skalasına göre 4/6  ve PuzzleMaster  skalasına göre de 8/10 derecesinde yer alıyor, yani oldukça zor kategorisinde. Gerçi bu skalalar kişiden kişiye değişir, belki siz bu bulmacayı çok daha kolaylıkla çözebileceksiniz! Her ne kadar deneyimli bulmacaseverler Donuts’ı çok zor bulmasa da, sıradan oyuncuların halkaları birbirinden ayırmak için gereken doğru adımları atmakta zorlanacakları aşikar!

Cast Donuts - 4/6 zorluk derecesinde


Bulmacaya ilk kez bakılınca,  halkaları birbirinden ayıran çizgilerin bir amacı olduğu açıkça görünüyor ve bu çizgilerin bir şekilde hizalanması gerektiği anlaşılıyor. Ancak bu, hiç de basit değil.  Bir halkayla uğraşırken, tırnaklarınızı boşluklara sokmadan onu iki parçaya ayırmak, sizi çok zorlayacak. İlk kez denediğinizde bunu göreceksiniz.

Halkaları ayırmayı başardığınızda onları tekrar birleştirmenin sandığınızdan daha zorlayıcı olduğunu da hatırlatmak isteriz. Çünkü muhtemelen onları nasıl ayırdığınıza pek dikkat etmemiş olacaksınız, bizden uyarması…

Cast Donuts halkaların açılmış hali

Bu yazdıklarımızla bulmacanın nasıl çözüleceği hakkında muhtemelen bir fikir edinmiş olmalısınız, yine de ekstra bir ipucu istiyorsanız, o zaman  “kaydırma” diyelim…

Cast Donuts ile iyi eğlenceler!

NOT: Satın almak isterseniz, buraya tıklayabilirsiniz.

ÇÖZÜM: Çözüm videosunu buradan izleyebilirsiniz. 


9 Mart 2015 Pazartesi

Bir puzzle’dan alınacak 8 hayat dersi

1: Tek seferde tek adım

Puzzle konusunda deneyimi olanlar bilir.  Yeni bir puzzle’a başlarken yapabileceğiniz çok şey vardır. Birçok seçenek, birçok boş alan ve bu boşlukları dolduracak bir sürü puzzle parçası durur önünüzde. Tıpkı yaşamın kendisi gibi.  Bir farkındalık anında pek çok seçeneğiniz, pek çok fırsatınız ve sizi çağıran pek çok “parça” yok mudur?

 Bu fırsatların birinden diğerine, konudan konuya atlamak hep cezbedicidir.  Bir o parçayı bir bu parçayı denemek, sanıldığı kadar kötü bir şey değildir. Aksine bu bocalama anları,  yeni olasılıkları keşfetmek ve pratik kazanmak açısından  hem eğlenceli, hem de faydalıdır.  Öte yandan, bütün bu olasılıkları değerlendirmek, insanda sanki o puzzle’ın üstesinden gelemeyeceği hissiyatı da oluşturur.

Peki nasıl ilerleyeceksiniz?

Tek seferde tek adımla!

Kaç tane olasılık ve fırsat olursa olsun, bir sonraki aşamada yapacağınız şey, sadece bir adım atmak olacaktır!  Unutmamanız gereken şudur ki, ilerlemek için bir sonraki adımı seçmek zorundasınız.  Yaşamınızdaki “farkındalık”  yolculuğunuz da bir sonraki adımı seçmek zorunda olduğunuz puzzle’lara benzemez mi?

Yani, o seçtiğiniz adımla başlayın… Tam önünüzde duran o doğru adımla…

Bu adımı attığınızda karşılığını bulacaksınız…


 2: “Doğru” hamle nedir?

Sadece bir tek parçanın puzzle’ın büyük  bir bölümünün önünü açabilmesi ne kadar enteresan değil mi? O tek parça, en azından  bir sonraki parçanın şekli hakkında size fikir verecektir. Attığınız her yeni adımda bir sonraki hamleyi seçmek, hem çok daha kolay  olacak ve hem de önünüzdeki puzzle gözünüzde daha fazla netlik kazanacaktır.

Yine yaşam gibi!
 Bazen önünüzde bütün açıklığıyla duran doğru hamle karşısında  hareketsiz kalabilirsiniz. Hatta o adımı atmaktan gözünüz de korkabilir. Bütün seçeneklere ve olasılıklara baktığınızda kararsızlık yaşayabilir ve hangi seçimin “doğru” adım olduğunu bir türlü belirleyemeyebilirsiniz.  
Peki ya,  bir sonraki “doğru” adım gerçekten de  yoksa?
Yerine koymak için  bir sonraki doğru puzzle parçası var mı acaba? 

 Ya birinci balerinin sol ayak ucuna gelmesi gereken parçayı, ikinci balerinin  sağ ayağına daha uygun “doğru” parçaymış gibi algılarsanız?   Tabii ki öyle olmaz. Her iki durumda da bir sonraki adımı atacak ve önünde sonunda puzzle’daki balerinleri tamamlayacaksınız.
Kendi farkındalık yolunuz için de aynı şeyler geçerlidir.
Doğruyu ve yanlışı yakalamak istiyorsanız,  sizi yolunuzdan saptıracak durumlara direnç gösterin!
Önünüzde duran adımı atın ve bir sonraki adımın kendi doğallığında gelmesine izin verin.

3: Bir parçaya takılıp kalmayın!

Ayırma işlemi puzzle’ın bize öğrettiği önemli derslerden biridir. Düşünsenize, hiç ayırmadan, sadece puzzle’daki bir boşluğa bakarak parçaları yerleştirmek ne kadar kolay olurdu!  Eğer renkler çok belirginse ve puzzle parçalarının şekilleri benzersizse bu durum gerçekten  mümkün olabilir.  Dolayısıyla  bir puzzle parçasına bakar, bakar, bakarsınız ve  o parçayı ait olduğu yere yerleştirirsiniz. Parçanın yerini bulamazsanız kaç kere baktığınızın önemi yok nasılsa!
Kimi zaman aradığınız parçanın yere düştüğünü varsayarak, kendinizi dizlerinizin üzerine çökmüş bir şekilde yerde parça ararken bulursanız hiç şaşırmayın!
 Ama yok, o parça düşmedi aslında, siz bulamadınız!
Puzzle parçalarına dört ya da beş kez baktıktan sonra, o aradığınız parçanın ayan beyan orada durduğunu fark edene kadar biraz zaman geçebilir, fakat bulunca kendinizi çok iyi hissedersiniz.
Evet, ne dediğinizi duyar gibiyiz. Haklısınız… Elbette ki  üzerinde çalıştığınız bölümü tamamlayacak olan son parçayı yerine yerleştirmek, sizde büyük bir tatmin duygusu oluşturacaktır.
Ama eğer o parça size hala görünmediyse, başka bir parçaya geçmenin tam da vaktidir. Kayıp parçaya takılıp kalmak, o noktada çıkmaza girmek işin kolayına kaçmaktır, tıpkı yaşamınızdaki kayıp parça konusuna saplanıp kalmanız gibi…
“Eğer bulabilseydim… acayip tatmin olurdum”
“Eğer o parça olsaydı… mutlu olurdum”
“Sadece anlasaydım… Huzur içinde olurdum!”
“O aptal parçayı bulabilseydim…Ben…”
………
Bırakın olmasın, sıradaki parçaya geçin!
Her şey için doğru bir zamanlama olduğuna inanmalısınız. Bu, kayıp parçayı ve huzuru bulma konusu için de geçerlidir!


4: Aradığınız kayıp parça orada… Gerçekten!

Nihayet o aradığınız parçanın kaybolmasına izin verdiniz!  Açık açık göründüğü halde bulamadığınız için adeta sizinle sanki dalga geçmesine aldırmadınız hem de!
Ama gerçekten o parçanın yokluğunu kabul edecek misiniz? O yerine koyamadığınız,  hayatınızda yer kaplayan parçadan gerçekten vaz mı geçeceksiniz yani?
Ya da… Gizlice o parçanın kaybolduğuna ve asla bulunamayacağına mı inandırdınız kendinizi?
Eğer bunu yaptıysanız itiraf edin, hatta ellerinizi kaldırın hadi ama… Biz her iki elimizi de havaya kaldırdık şu anda...
Eğer daha önceden yaptığınız bir puzzle üzerinde ikinci kez çalışıyorsanız veya ikinci el bir puzzle’sa uğraştığınız, kuşkusuz  bu küçük "kandırmacayı" haklı çıkarmak daha kolay olacaktır. 

Ama eğer kutusundan yeni çıkardığınız iyi  marka puzzle’dan bahsediyorsak, kayıp parça olduğunu varsaymak biraz daha zorlaşacaktır.

Haydi birlikte itiraf edelim:  Puzzle birleştirdiğimiz uzun yıllar boyunca o çok aradığımız parçanın kayıp olduğuna inanmayı gerçekten de çok isterdik öyle değil mi!

Oysa bir ya da iki kez gerçekten de kaybolmuş parça ile karşılaştık. “Kayıp” dediğimiz parça tam da gözümüzün önünde duruyordu yalan mı! Sadece onu görmeye henüz hazır değildik!!

Aradan biraz zaman geçince, kimi zaman ertesi gün… "İşte orada duruyor" diyerek sevinmedik mi! O kayıp parça… Şüphesiz ki biz görmediğimiz zaman birisi o parçayı saklamış olmalıydı...
Hayat da böyledir…

O “gerçekten de bariz” olan kayıp parçalar bize mütemadiyen güzelliği gösterirler.  Ama genellikle onları aramayı bıraktığımız zamanlarda!

Belki de anlaşılması kolay gibi gelen kavramlar veya yapması kolay gelen eylemler ya da söylenmesi kolay gelen sözcükler gibi.

Ama ne olursa olsun, o kavramları anlamanın bir yolu olmadığını düşünseniz de, yapamayacağınızı hissetseniz de o eylemi yapın, o sözcükleri söylemekten çekinmeyin!

Belki o kayıp parçayı görmeye ve hayatınızdaki boşluğu doldurmaya hazır olmayabilirsiniz. Aramaya ara verdiğinizde ve hatta aramaktan vazgeçtiğinizde o kayıp parça kendini zaten gösterecektir!



5: Görünen aldatıcı olabilir!

Puzzle parçalarının  nasıl kesildiğini hiç merak ettiniz mi? Sizce rastgele mi kesiliyor parçalar, yoksa işin içinde olayı daha da zorlaştırmak isteyen cin fikirli  puzzle tasarımcılarının şakaları mı var?

Neden bahsettiğimizi mutlaka anladınız. Mesela yukarıdaki resimde soldaki balerinin ayakucundaki açık sarı olması gereken parçayı aradığınızı düşünün. Muhtemelen  bütün açık sarı parçalar arasında bir türlü sizin boşluğa uyanını bulamazsınız.

Bu durumda gönülsüzce yukarıdaki talimatları takip ederek “kayıp” parçayı bulmayı deneyin, bulamazsanız da, ona çok da bağımlı kalmadan ilerleyin!

O aradığınız “açık sarı” parçayı bulduktan sonra tahmin edin ne olacak?

O aradığınız parça meğer açık sarı değilmiş! O açık renk zeminin üzerinde  adeta kahverengi gibi koyu bir gölgeymiş!  Ne tesadüf!

Hayat da böyledir. Algıladıklarımızla keyiflenmemize pek izin vermez. Tam da bir şeylerin neye benzeyeceğini bildiğimizi düşündüğümüz zamanlara dikkat edin, çoğunlukla bir pürüz çıkmaz mı böylesi anlarda?

O zemine şöyle bir bakıp  tamamının açık sarı  olduğunu kabul etmek işin kolay tarafı. Tıpkı yaşamımızdaki birisi veya bir şeylere bakıp  renginin"açık sarı"olduğunu kabul etmemiz gibi… Ya da anlamının…  

Gözleriniz tamamen açıkken daha yakından baktığınızda, nüansları ve incelikleri görmeye başlarsınız. Bir süre sonra, düşündüğünüz şeyin ya da görmek istediğiniz şeyin değil,  gerçekte olan şeyin mutlaka ortaya çıktığına tanık olursunuz.

Bir puzzle’a yaklaştığınızda ön yargılardan uzak, açık fikirli ve hevesli bir tutum sergileyin.
Böyle yapmak, dünyayı zinde gözlerle ve açık fikirle algılamanıza olanak sağlar.
Bunu yaparken de açık sarı zeminin üzerindeki kahverengi noktaya dikkat etmeyi ihmal etmeyin!


6: Zorlamak işe yaramaz!

“Çok benzer” olduğunu düşünerek, bir parçayı ait olmadığı bir boşluğa sığdırmaya uğraşmadınız mı hiç!

"Belli ki yine o hınzır puzzle tasarımcıları neredeyse birbirinin aynı parçalar kesmişler!" diye düşündünüz muhtemelen. Aynı şekil, aynı renk, her şey aynı…

Hayatın “hemen hemen ama tamamen değil” anları yok mudur! Tam da bu noktada Einstein’in delilik tanımı akıllara geliyor, bilirsiniz:

“Aynı şeyi defalarca ve defalarca kez aynı şekilde yapıp farklı sonuçlar beklemek.” demiş.

Einstein bu sözü söylemeden önce kim bilir kaç kere inanılmaz karışık kuantum denklemlerini çözmek için hep aynı varsayımları kullanmış ve sonunda delirmeye başladığının farkına varmıştır? ( Einstein’in da aynı bizim gibi biraz insan olduğunu düşünmek, anlık da olsa güzel!)

Tamamen uygun olmayan parçayı zorlamanın hiçbir faydası olmaz! Sadece çevresindeki diğer parçaları berbat edeceği için değil, ait olduğu “gerçek” boşluğa koymak için ihtiyacınız olduğunda,  o parçayı tekrar bulmak zorunda olduğunuz için de!

Evet,  bu durumda sakince derin nefes alıp  kaldığınız yerden devam etmek en iyi seçenek!
Hayat da böyle... Haydi deliliklerimizi minimize edelim. Eğer bir şey birincide, ikincide ve üçüncüde sizin için faydalı olamıyorsa, onu atın. Başka bir şey denemenin tam da zamanıdır.


7: Giderek kolaylaşır:

Öncelikle puzzle’ın çerçevesini birleştirmekten kimler hoşlanıyor? Evet, bütün kenar parçalarını bulup çerçeveyi oluşturmak oldukça eğlencelidir.  Çerçeveyi tamamladığınızda, puzzle’daki birinci önemli aşamayı geçtiğiniz için gerçek bir başarı duygusu da hissedersiniz.  Ama sonrası… Hadi dürüst olalım, bir süre için sonrası pek de eğlenceli olmayabilir.

Aslında başlangıç birazcık sinir bozucu bile gelebilir. Özellikle de elinizdeki, büyük bir kısmı aynı renk gibi gözüken zor bir puzzle’sa!

Bilirsiniz, bazen yeni bir hayat dersi öğrenmek için yaşanılan süreç son derece moral bozucu olabilir. Vazgeçmeyi düşündüğünüz zamanlar da olabilir. Hatta bazı zamanlar söylenebilirsiniz de. “Çok benzer” olduğunu düşündüğünüz bir boşluğa o gıcık parçayı zorlayarak yerleştirmeye çalıştığınız zamanlar da olabilir. (yukarıya bakınız)

Ama ilerledikçe bilin bakalım ne olur? Evet, “ Gittikçe kolaylaşır.”  diyenler doğru söylüyor. Bu çıkarım hem bir puzzle dersi, hem de hayat dersidir! İlerledikçe yerleştireceğiniz parça sayısı da boşluklar da azalır ve dolayısıyla olasılıklar çok daha belirgin hale gelir.

Belki başlangıçta beş, altı ya da on deneme sonrasında parçayı doğru yere koyarsınız. Ama sonlara doğru geldiğinizde her parçayı bir ya da iki denemede yerleştirdiğinizi görürsünüz.
Son parçayı yerine koyana kadar gittikçe daha da kolaylaşır puzzle’ınız. Bir boşluk, bir puzzle parçası, bir boşluk bir puzzle parçası...
Ve “farkındalık” yolculuğunuzda bariz bir adım atmış olursunuz!
Sonrası mı, elbette çocuk oyuncağı!


8: Attığınız adımları kutlayın:

Kutlama her zaman önemlidir. İster bir puzzle olsun, isterse bir farkındalık yolculuğu olsun. Yol boyunca her küçük adımı onaylamalı ve kendimizi tebrik etmeliyiz.

Özellikle de puzzle’ınızın  ve de yolculuğunuzun başlangıcında kutlamalarınız daha önemlidir. Yerine  koyduğunuz her  parça için mutlu olmayı bilin. Farkındalığınızın artmasına yardımcı olan her anlayış ve her küçük yeni fikri bile kutlayın.

En küçük zaferleri bile kutlamayı bilmeli insan…

Bir tek parçanın yerini bulduğunuz için memnuniyet hissedin.

Yolunuz boyunca ilerlediğiniz her bir adımı onurlandırın.

Yerleştirdiğiniz her bir puzzle parçası ve yolculuğunuzdaki her bir adım, sizi bütüne yaklaştıracaktır.

Unutmayın, bütün o  yerleştirdiğiniz parçalar, hem çözmeye çalıştığınız puzzle’ı ve hem de sizin özünüzü tamamlar.

Başlangıçta nasıl tamamlayacağınızı bilemediğiniz bütün o parçalar gördüğünüz gibi sonunda yerlerine yerleşti. 

Her bir parçanın ve her bir adımın sizi gerçeğe yaklaştırdığını bilerek, her bir adımı kutlamalısınız...

Bir puzzle’dan farklı dersler çıkardıysanız, lütfen aşağıya bir yorum da siz bırakın.


KAYNAK:
http://consciouslifenews.com/8-awakening-lessons-jigsaw-puzzle/1178912/


12 Şubat 2015 Perşembe

BULMACA KEYFİ tarif edilemez!

Bulmaca çözmek, beyninizin genç kalmasına yardımcı olur.

Geçtiğimiz ağustos ayında Londra’nın hemen güneyinde yer alan Selsdon Park Hotel’in konferans salonunda dışarıdan bakınca ciddi bir sınav olarak algılanabilecek bir etkinlik vardı. Bir grup insan, önlerindeki masaya sessizce eğilmiş, ellerinde kurşun kalemleri, gözetmenler eşliğinde bir şeyler yazıyorlardı. Gerçekte bu bir sınav değil, 9. Dünya Sudoku Şampiyonası’ydı ve içeride 180 kişi kazanmak için mücadele ediyordu.



 İlk “sürat” turunda yarışmacılardan 20 dakika içinde 10 tane sudoku çözmeleri istendi. İçlerinden bir tanesi sürenin bitmesine 1 dakika kala bulmacaları tamamladı.

Sudoku bulmacasını hızla çözmek, insanın genç kalmasına yardımcı olur.  Bahsettiğimiz  yarışmanın Çinli şampiyonu sadece 14 yaşındaydı  ve yarışmanın en genç katılımcısı ise Güney Kore’li 10 yaşındaki Gareth Moore’du. Yarışmanın organizatörlerinden biri şöyle söylemişti:

“ 20’li yaşlarınızı geçtikten sonra, en iyi sudoku yıllarınız geride kalmış demektir. Ama bu, geri kalan yaşlardaki insanların denemekten vazgeçeceği anlamına gelmez.”

Bulmaca çözmek,  beyin sağlığına faydalıdır

Çeşitli bulmacaları çözmeye çalışmanın, uzun vadede beyin sağlığına faydası olduğuna dair bazı kanıtlar var. Özellikle de yaşlılıktaki alzheimer ve bunamadan korunma konusunda bulmaca çözmenin faydaları yadsınamaz.

Kare bulmaca, bulmacaların en eskisi ve aynı zamanda en popüler olanlarından birisidir. Yapılan bir araştırmada, Amerika’da yaşayan yetişkinlerin yaklaşık %15’inin kare bulmaca sevdiği ve bu kişilerin en az yarısının haftada bir ya da iki bulmaca çözdüğü saptanmış. Aynı sudoku şampiyonasında yarışmacıların hızına şaşırdığınız gibi, bulmaca ile ilgilenenlerin zihinsel marifetlerini görünce de hayretler içinde kalabilirsiniz.



Bronx’da 488 yaşlı insan üzerinde yapılan çalışma göstermiştir ki, kare bulmaca ile ilgilenenler, “ hızlı bellek düşüş başlangıcı”nı 2,54 yıl geciktirmişler. Düşünsenize, berrak bir bellekle yaşanacak iki ekstra yıl önerilse, hangimiz mutlu olmazdık!

Amerikalı rahibeler ve emekli rahipler arasında yapılan geniş bir çalışmada görülmüştür ki, çeşitli bilişsel aktivitelerle ilgilenenlerde (bulmaca çözmenin yanı sıra gazete okumak, müzeleri ziyaret etmek gibi aktiviteler) bu tür faaliyetleri nadiren gerçekleştirenlere oranla alzheimer olma olasılığı %47 daha az oranda saptanmış.

Hastalıklar konusunda muhtemelen birçok faktör etkilidir. Örneğin, neden ve sonucu ters de çevirebiliriz. Yani "bu insanlar kare bulmacayı tamamlayabiliyor, çünkü demans-bunama hastalığından etkilenmediler." dememiz de mümkündür. Bununla birlikte akademisyenler, bu faktörleri doğrulama üzerinde sıkı çalışmalar yürütüyorlar. Çalışmalardan birine göre, zihinsel ve fiziksel faaliyetlerde bulunan orta yaşlı insanlar, hiç faaliyette bulunmayanlara göre demans hastalığından daha az etkileniyorlar.

Başka bir çalışmaya göre de, kare bulmaca ve diğer bulmaca çeşitleriyle başa çıkan beyin parçaları, bu tür hastalıkların sonuçlarından en az etkilenen kısımlardır. Beyindeki bulmaca çözen kısımları diğerlerinden ayırmak elbette zordur. Alzheimer Araştırma Derneği Yöneticisi Doug Brown, egzersizden yeme içme alışkanlığına, hatta sigara içme durumuna kadar demans-bunama hastalığına ait olasılıkların çok geniş bir yelpazede yer aldığını söylüyor.

Bir başka araştırmaya göre ise, çözülecek yeni problemler bulmanın, sadece bir çeşit zihinsel faaliyete güvenmeye nazaran bunama konusunda beyne daha faydalı olduğu sonucu elde edilmiş. Tabii ki sadece bu aktivitelerin hastalığa deva olduğunu düşünmek yanlış olur.
Bu nedenle zevk alıyorsak, bulmaca çözme alışkanlığımızı sürdürmeliyiz, faydası zaten bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Beynimiz yeni aktivitelerden hoşlanıyor

Diğer bir araştırma da şöyle diyor:
Beyin, ister video oyunu olsun, isterse yeni bir dil öğrenme olsun, yeni aktiviteler tarafından uyarılır. Bu da sosyal olarak daha meşgul olan insanların, bunama hastalığından korunma konusunda, neden diğer insanlara nazaran daha şanslı olduklarını anlamamıza yardımcı olabilir. Çünkü onların beyni çok daha fazla meşgul!

Diğer bir çalışmada ise yaşlı insanların yeni olaylardaki faaliyetleri veya yeni aktiviteleri ile  bilişsel yetenekleri arasında bir bağlantı bulunmuş. Ne kadar çok yeni aktivite ile ilgileniyorlarsa, bilişsel yetenekleri de o kadar çok artıyormuş.  Hatta yeni olaylar, yaşamı da uzatıyormuş. Her ne kadar “fazla merak göz çıkarır” gibi atasözlerimiz olsa da, uzun yaşamayla meraklı olmanın  ilgisi olduğu da ortaya çıkmış.


Bir diğer araştırma da şöyle: Beyni yeni yöntemlerle uyarmak, “bilişsel rezerv” inşa etmeye yardım ediyor. Bu, aynı bilgisayarımıza hatırlatıcı notlar alarak verileri yedeklememiz gibi bir şey. Bu yöntem sayesinde beyin, alzheimer veya bunamaya neden olan faktörlere karşı kendini koruyabiliyormuş. Elbette ki bulmaca çözmek, insanları yaşlılık etkilerinden koruyan tek faktör değil. Bilgisayar oyunu gibi insanı günün stresinden uzaklaştıran bütün aktivite çeşitleri beyni uyarmaya yardımcı oluyor.

‘Eski moda’  olarak  nitelendirilen bulmacalar ve bilgisayar oyunları

“Eski moda” tabir edilen bulmacalar, daha ‘soft’ eğlencelerdir. Çünkü çoğu bilgisayar oyununda “yüksek alarm” durumu söz konusudur. Örneğin bilgisayar oyunlarında oyuncu ya kana susamış zombilerle savaşmak veya üç tip şekeri, verilen sürede eşleştirmek zorundadır. Çoğunlukla bu tarz oyunlar silah sesleri, çığlıklar ya da acil durum müzikleri ile tamamlanırlar. Eğer oyuncunun dikkati dağılırsa yenilgi kaçınılmazdır.

Buna karşılık, bir kare bulmaca veya sudoku veya puzzle’ı çözmeye çalışırken, dilerseniz elinize bir bardak şarap alabilirsiniz ve dinlediğiniz sakinleştirici klasik müzik, sizin konsantrasyonunuzu bozmadığı gibi, aksine bulmacadan daha da keyif almanızı sağlayabilir. Eğer zihniniz bulmaca çözmeyi ertelemek istiyorsa, bunu rahatlıkla yapabilirsiniz. Mesela başladığınız puzzle’a yaz tatilinde devam edebilirsiniz, ya da kare bulmacanıza üç gün sonra kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Zira bulmaca bekleyebilir.

Nitekim, büyük bir puzzle’ı birleştirmek günlerinizi, hatta aylarınızı alabilir. Hatta işin başlarında sadece birkaç parçayı eşleştirmek için yarım saat uğraşmanız da gerekebilir. Her ekstra parçayı yerleştirmek, küçük bir zaferi temsil eder. Küçük bir başarı, nihai başarının ve memnuniyetin habercisidir.

Bulmaca çözmedeki sessiz tatmin ve puzzle endüstrisi örneği

Bir bulmacayı, sudokunu veya puzzle’ı tamamlama yeteneğini, birçok bilgisayar oyunundan  veya hayatın kendisinden ayıran başka  bir özellik ise, her günün beraberinde yeni bir görev getirmesidir. Birisi dünyanın sorunlarını çözemezken veya baskıcı yöneticisinin taleplerini karşılamak durumundayken, bir diğeri ise günlük bulmacayı çözebilir. (neredeyse her zaman ustalaşmak için başka bir seviye vardır)

Life, 24.000 parça puzzle

İşte bu sessiz tatmin oluş, 1883 yılında bir aile şirketi olarak kurulan Alman  Ravensburger’in,  günümüzde bir senede 1000’den fazla farklı kalıpta 19 milyon adet puzzle satıyor olmasını açıklayabilir belki. Ravensburger’in İngiltere bölüm müdürü Tim Hall, puzzle pazarının giderek büyüdüğünü ve iki bölüme ayrıştığını söylüyor:

“ 2-6 yaş için başlangıç puzzle’ları ve yetişkinler için çok daha karmaşık puzzle’lar…”

Sudokundan farklı olarak puzzle birleştirmek, başkalarıyla ortaklaşa bir egzersiz de olabilir, aileler bir puzzle üzerinde birlikte çalışabilirler.

Puzzle dünyası da teknolojik gelişmelerden payını alıyor!

Her ne kadar puzzle işi eskimeyen, evladiyelik bir iş olarak görünse de, teknolojik gelişmelerden o da payını almış. Mesela son yılların gözde trendlerinden biri, 3-D puzzle’lar. Eiffel kulesi gibi ünlü binalardan birinin veya Tank Engine’deki Thomas gibi markalı karakterlerden birinin 3 boyutlu puzzle’ını tamamlayabilirsiniz.  

Son zamanlardaki puzzle üretim tekniklerinde, iki parçanın birbirine benzememesi için elde kesilmiş kalıplar kullanılıyor. (Herhangi bir zorlama gerektirmeden sadece “doğru” parçaların birbirine uymasından emin olmak için.) Kaliteli puzzle’larda daha kalın karton kullanılıyor; böylece parçalar kopmuyor, çatlamıyor ve tamamlandığında pürüzsüz bir yüzey elde ediliyor.

Beynin  farklı parçalarına istinaden görsel-uzamsal beceriler gerektirdiğinden, puzzle birleştirmek, zihin eğitimi  konusunda faydalı bir bulmaca çeşidi olarak karşımıza çıkıyor.

Yani sözün özü şudur ki,  ancak bilenler bilir; bulmaca çözme keyfinin tarifi pek de yoktur…

*(Sudoku, oyunculardan verilen sayıları satır ve sütunlara yerleştirmesini isteyen bir mantık bulmacasıdır.)

KAYNAK:  http://www.economist.com/blogs/buttonwood/2014/12/brain-training


27 Ocak 2015 Salı

Kadın temalı puzzle'lar & Vicente Romero Rodendo

Kadın temalı puzzle arayanlar için çok örnek var elbette. Bu yazımızda siz puzzleseverlerin özel olarak ilgi gösterdiği Vicente Romero Rodendo imzalı puzzle'lara değinmek istiyoruz. 

 Vicente’nin kimi zaman nü, kimi zaman da uçuş uçuş elbiseler içinde sere serpe poz veren kadınları çizdiği tablolarını tanıtalım istiyoruz.

Akdeniz’in ışığını, kendine özgü sıcağını yansıtan bu  güzel kadınları çizen ressama gelin bir mercek tutalım o halde:

Art Puzzle "Bekleyiş/Expectance" 1000 Parça-Vicente Romero Rodento

Vicente Romero Rodendo (1956- …)


1956 yılında Madrid’de doğmuş, bu yazı yazıldığında 59 yaşında olan İspanyol bir ressamdır kendisi. İspanya’daki en prestijli sanat okulu olan San Fernando’dan özel onur derecesi ile mezun olmuştur. (Salvador Dali’nin aynı okulda 1922’den 1926’ya kadar çalıştığını dipnot olarak belirtelim.)


,

Vicente, okula giderken ilk yıl kendisini heykel yapmaya adamış, fakat kısa zaman içinde fark etmiş ki, içinde var olan ve aktarmak istediği hassasiyetleri ancak resim yaparak anlatabiliyor… Sonrası kendiliğinden gelişmiş ve sanatçı figür ressamlığı yapmaya başlamış. Çoğunlukla kadınlar, bazen de kız çocukları konu olmuş tablolarına. 

Pleasure at Noon,Vicente Romero Redondo (1000 parça)


1990’ların başından bu yana eserleri İspanya’da, İngiltere’de, Fransa’da ve Portekiz’de  sanatseverlerle buluşan sanatçının en son sergisi,  geçtiğimiz 2014 yılında Malaga’da düzenlenmiş.

Vicente Romero Rodendo imzalı  puzzle’lardan seçim yaptığınızda,  bir fotoğraf kadar gerçek, aynı zamanda güzelliğiyle bir o kadar da hayallere götüren şık  tablolar kazandırmış olacaksınız evinize.

Sanatçının eserlerine mağazamızdan buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Keyifli puzzle’lamalar…


Preparation for theNight, Vicente Romero Redondo (1500 parça puzzle)


12 Eylül 2014 Cuma

PUZZLE DÜNYASINDA KELEBEK ETKİSİ

Önce bir puzzle ile başlarsınız, sonra bir tane daha alırsınız, sonra bir tane daha derken öyle bir noktaya gelirsiniz ki puzzle görsellerinin çoğuna göz aşinalığı yaşamaya başlarsınız. En çok satılan puzzle’lar sizin de ilginizi çeker, en yeni görselleri takibe alırsınız. Kendiniz gibi puzzlesever dostlar edinir, puzzle ile ilgili yazılan çizilen ne varsa okurken bulursunuz kendinizi. İşin doğası böyledir çünkü. Her iş gibi her uğraşın da kendi dünyası ve az da olsa kendi magazin haberleri vardır.
Neden bu girizgahı yaptık, çünkü puzzle ile ilgilenen çoğu kişi gibi sizin de mutlaka Ali Eminoğlu’nun meşhur Kelebek Etkisi görselini gördüğünüzü, merak ettiğinizi, puzzle’ını birleştirdiğinizi veya çoktan duvarınızı süslediğini tahmin ettiğimiz için!  
Gelin bu ünlü puzzle’ın ünlü görseline bir kez daha yakından bakalım birlikte:

Ali Eminoğlu-Kelebek Etkisi
Tablonun yatay  durduğu  bu haline baktığımızda ilk gözümüze çarpan şey, güzel bir kelebek.
Resme biraz daha yakından bakınca, kelebeğin sol kanadında bir kelebek gibi dans etmekte olan, uçuşan kıyafetler içindeki bir kadını, sağ kanadında ise bu kadının çok da net olmayan yansımasını görüyoruz. İki kelebek kanadının ortasında Kız Kulesi yer almış. Sarılı, turunculu, kızıllı ışıklar içindeki Kız Kulesi muhtemelen güneşin batışını yansıtıyor. Sanki Kız Kulesi’nden yansıyan ışıklar kelebeği de etkisi altına almış gibi. Bu resme bakarken fonda şahane bir müzik hayal ediyor insan, kemanlar ve piyano bir arada...

Büyüyü bozmadan şimdi de yan çevirip dikey konumda tekrar bakalım resme. Balerin, resmin üstünde adeta havalanmış gibi dansına devam ediyor, solda bu sefer Kız Kulesi yerine İstanbul’un meşhur siluetlerinden  bir cami yer alıyor, altta ise yine balerinin yansıması!


Kelebek Etkisi-dikey görünüm


Bu etkileyici puzzle’ı isterseniz yatay olarak Kız Kulesi ile, isterseniz dikey olarak Cami yansıması ile duvarınıza asabilirsiniz bittikten sonra. Belki birleştirirken arka fon için biraz zorlanabilirsiniz ama değmez mi sizce de!

 Bu iki farklı görüntüyü özellikle kullanarak, acaba ressam Kelebek Etkisi teorisine vurgu mu yapmış ne dersiniz?
Nedir Kelebek Etkisi?                        
Bazı bilimsel teori ve hatta formüllerin güzel hikayeleri vardır. Arşimet’in hamamda iken suyun kaldırma kuvvetini bulması, Newton’un başına elma düşmesi ile yerçekimi kuvvetini bulması gibi. Kelebek Etkisi teorisinin de çok eski olmayan ve de etkileyici bir hikayesi var.
Amerikalı matematikçi ve meteorolog Edward Norton Lorenz, bir hava tahmin modeli üzerinde çalışırken yanlışlıkla uzun bir sayı dizisini siler. Sildiği sayılar XXX,XXX şeklinde virgülden sonra 3 hane daha içermektedir. Olay 1963 yılında geçtiği için bu yanlışı düzeltecek süper hızlı bilgisayarlar yoktur maalesef! Edward, hesaplamayı bütün detaylarıyla yeniden yapmaya  galiba üşenir ve muhtemelen “Ne olacak canım, virgülden sonrasını yazmayıveririm” diye düşünerek hesaplamayı orijinal 6 basamaklı sayılar yerine 3 basamaklı sayılarla tamamlar. Böyle yaptığı takdirde 1/10’luk küçük bir sapmayla sonuca ulaşacağını düşünmüştür başlangıçta ama sonucun tahminlerinden çok farklı çıktığını görünce çok şaşırır. Bir bilim insanına yakışır tavırla hemen olayı teorize eder:
“Küçük etkiler, çok büyük ve önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan sonuçlara sebebiyet verebilir” der.
 Geliştirdiği teori, fizikte, ekonomide, felsefede, mühendislik biliminde, meteoroloji, biyoloji gibi bir çok alanda kullanılabilecek olan bir konudur ve adı KAOS TEORİSİ’dir. Yaşadığı deneyimi şöyle detaylandırır Edward:
“Bir sistemin başlangıç anındaki veriler üzerindeki en küçük değişiklik bile inanılmaz büyüklükte sonuçlar doğurabilir”
 Bu değişikliklerin etkisinin öngörülemeyeceğini ve dev bir “kaos” ortamının oluşabileceğinin altını çizmiştir teorisinde. Verdiği örnek o kadar etkileyicidir ki teorinin adını unutturup akıllarda KELEBEK ETKİSİ olarak kalmasını sağlamıştır, işte o meşhur örnek şudur:
''Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.“           
Bu teorinin ışığında gelin hayatın akışını düşünelim; aldığımız en küçük kararlar bile bir çok şeyi nasıl da değiştiriyor farkında mıyız? Kimilerinin farkında oluyoruz, kimileri ise gözümüze bile çarpmıyor! Sadece kendimiz değil, çevremizin bize etkilerini de düşündüğümüzde teori kafamızda nasıl da netlik kazanıyor değil mi? 
Siz şu anda bu yazıyı okuduğunuz için kim bilir hayatınızda neler değişecek mesela, şu anda bilemiyorsunuz ve belki hiç fark etmeyeceksiniz! Ressam Ali Eminoğlu da bu teoriye dikkat çekmek istemiş, kelebeği farklı seçeneklerle resmetmekle kalmayıp, eserin adını da direkt KELEBEK ETKİSİ koymuş, güzel de olmuş..

KİMDİR ALİ EMİNOĞLU?
1965 yılında Azerbaycan’da doğmuş, Bakü’de güzel sanatlar eğitimi almış, Japonya ve Amerika da dahil olmak üzere pek çok ülkede eserlerini sergilemiş, günümüzün yaşayan ressamlarındandır kendisi. 1998 yılında İstanbul’a yerleşen sanatçının yağlı boya tablolarında özellikle at ve kadın figürleri olmak üzere insan ve hayvan temaları ön plana çıkar. Somut kavramları soyutlaştırarak ve renk uyumuna çok önem vererek kimi zaman lekeli darbeler şeklinde oluşturduğu eserlerinden uyarlanan puzzle’lara buradan ulaşabilirsiniz.

Umarız bu kısa yazı ile hayatınızda bir kelebek dokunuşu oluşturabilmişizdir diyor ve her zamanki dileğimizle aranızdan bu günlük de ayrılıyoruz:

Keyifli puzzle’lamalar…