23 Temmuz 2015 Perşembe

33.600 parçalı Educa Wild Life, dünyanın en büyük puzzle'ı!

Puzzle tutkusunun gelebileceği boyutun üst sınırlarını göstermek istiyoruz size bu yazımızda. İçimizden bazıları bu işi gerçekten profesyonel denilebilecek boyuta taşıyor.  Geçtiğimiz ocak ayı içinde bir forumda kendisini  Manne0708 kod adıyla  tanıtan  genç kız, bitirdiği 33600 parçalı puzzle ile  evinin oturma odasında çektiği fotoğraflarını  paylaşmıştı.

İlgi çekici bu  olayı siz puzzleseverlere de anlatmak istedik. 10 ayrı torbada gelen parçaların hepsini önce karıştırıp sonra birleştirdiğini söylemiş Manne0708  kod adlı genç kız. 

Halihazırda bu puzzle’ın hız rekoru ise  19 saat ve yedi dakika ile 100 kişilik bir gruba ait. Bu 100 kişilik grup ise Macaristan, İtalya, Fransa, Meksika gibi 34 farklı ülkeden sadece bu puzzle’ı birleştirmek için bir araya gelmişler. Gördüğünüz gibi puzzle tutkusunun sınırlarını zorlayan nice gönüllü var!


Wild Life'ın hız rekoru**

Şu anda dünyada ticari olarak satılan en büyük puzzle ünvanına sahip olan Wild Life’ı bitirip bir internet forumunda  soruları yanıtlayan Manne0708  kod adlı genç kız, bu iş için  tam 450 saat harcadığını söylemiş.Yaklaşık 2 buçuk aylık bir sürede tamamlamış puzzle’ı; üstelik dikkatini dağıtan iki köpek ve bir kedisi olmasına rağmen! Sadece birkaç parçayı kaybetmiş, onları da daha sonra elektrik süpürgesinin torbasında bulmuş. Bu kadar çok parçayı bu şekilde muhafaza etmesi zaten olaya ne kadar büyük bir ciddiyetle yaklaştığının göstergesi. Bu puzzle’ı bir çocuk hastanesine bağışlayacağını da belirtmiş genç kız.

Basit bir hesap yaparsak,  33600/450=76. Yani saatte ortalama 76 parça yerleştirmiş. Bu da dakikada birden fazla parça yerleştirdiği anlamına geliyor. Ve gerçekten de etkileyici bir sonuç. Sabrından ve azminden dolayı kendisini tebrik ediyoruz biz de...



Bu devasa puzzle, digital sanatçı Adrian Chesterman tarafından yaratılmış. Sanatçı güçlü bir bilgisayarda Photoshop programıyla çalışmış.  Dosya büyüklüğü yaklaşık 4,5 GB olduğu için büyük belge formatı olan  psb olarak  kayıt yapmış.


Adrian Chesterman,  önce Norwich Güzel Sanatlar okulunda, ardından da  Londra Kraliyet Sanat Koleji’nde resim okumuş. Sanat dünyasının  hemen hemen her alanında çalışmış. Görsel tasarımcı olarak adını çeşitli yerlerde görmek mümkün. Mesela Stephen Spielberg’in ünlü filmi Jurassic Park’ın tanıtım çalışmaları için Los Angeles’da, Andrew Lloyd-Weber’in ünlü “Sunset Bulvarı” adlı müzikalinin sahne tasarımları için Frankfurt’ta, Coca Cola gibi ünlü markaların reklam çalışmaları için Atlanta’da, tanınmış Nintendo oyunlarınun tasarımı için Chicago’da sanatçının adıyla karşılaşıyoruz. Hatta Arap Emirlikleri ve Çin’deki özel tema parklarının tasarımı ve görsel zenginliklerinde ve Spiderman oyununun çizimlerinde de O’nun imzasına rastlamak mümkün. Yani bu devasa puzzle görselinin yaratıcısı da özenle seçilmiş diyebiliriz.


Sanatçının ünlü puzzle markası Educa Boras için hazırladığı bu dev görsel  5,71  x 1,57 metre boyutlarında ve içinde çok ince detaylar barındırıyor.



Kullanıcıyı düşünen Educa, 3360 parçalık 10 tane ayrı pakete böldüğü puzzle’ı  özel tekerlekli tahta bir kutu ile satışa sunmuş.   

Educa Borras’ın  Pazarlama Müdürü David Olesti bu puzzle için şöyle diyor:

“Puzzle dünyası, büyük  bir meydan okumayla karşı karşıya. Birbirinden farklı görüntülerin bir araya getirilmediği bütünlüklü bir görsel oluşu ise olayı daha da heyecanlı hale getiriyor.”

Ne dersiniz, var mısınız bu heyecanlı maceraya katılmaya?


**görseller: http://imgur.com/a/MA7sb
 Kaynak:  http://www.newstalk.com

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bir metafor olarak “bulmaca ve puzzle”


Bazı karmaşık durumlarla karşılaştığımızda “bulmaca gibi" deriz veya bazı insanları “bulmaca çözer” gibi anlamaya çalışırız. Bulmaca  belirsiz bir durumdur; öyle ki karşılaştığımızda önce ne yapacağımızı şaşırırız, hatta  geçip karşısına bir süre baktığımız da olur. Aslında yaşamın kendisi de büyük bir bulmaca değil midir, hatta klişe de olsa "yaşam, çok parçalı bir puzzle'dır" desek daha doğru olmaz mı?  Bu puzzle’ın parçalarını her birimiz değişik yollardan bir araya getirmiyor muyuz, daha doğrusu parçaları nasıl bir araya getirdiğimize göre yaşam tarzlarımız oluşmuyor mu?

Belirsizlikleri açıklamanın en kolay ve en eski yollarından biridir “bulmaca gibi”  metaforunu kullanmak; çünkü önemlidir bu sözcük. Antik hikayelerin kahramanlarını düşünün, bir bilmeceyi/bulmacayı çözmeden yollarına devam edemezlerdi genellikle. Dolayısıyla, puzzle parçalarını bir araya getirirken, genel olarak bulmacaların hayatınızdaki yerini de gözünüzün önüne getirebilirsiniz. Mesela puzzle parçaları; kartondan değişik formlarda kesilen, değişik renklerde ve şekillerde olan bu parçaların kendileri zaten başlı başına metafor değil midir?

Bir puzzle’a başladığınızı düşünün.  Parçalar karmakarışıktır, umutsuz bir durum gibidir bu dağınıklık ilk zamanlarda. Fakat bu kaosun içinde sizin için kolaylık olan iyi şeyler bulursunuz. Mesela puzzle kutusunun üzerindeki resim; bilirsiniz ki parçalar birleşince o resim çıkacaktır ortaya. Bulmacanın cevabı bellidir aslında… 


Dogs Salon, Iva Hüttnerova (1000 parça puzzle)


 Bilirsiniz ki mavi parçaları ayırıp birleştirdiğinizde odanın tavanı ortaya çıkacak, açık kahverengiler kapı olacak, siyahlarınsa ne  olacağı besbelli…  Sonuçta köpek dostlarımızın bakımı yapılan bir salon çıkacak ortaya!
 Hayatımızda da benzer durumlar olmaz mı? Olayların kontrolümüzden çıktığını hissettiğimiz zamanlarda, aslında puzzle’ın  parçalarını birleştirmeye uğraşmıyor muyuzdur?
Hayallerimiz, inançlarımız, teorilerimiz puzzle kutusunun üzerindeki resimdir dersek eğer, hayatımızın parçalarını bu resimdeki rüyayı gerçekleştirmek için birleştirmeye uğraştığımız sonucu ile yüzleşmez miyiz?




Puzzle’ı birleştirirken çözümden geriye doğru gideriz. Yani beklentilerimizden geriye doğru adım adım  bilinçli hamleler yaparız. Bakıldığında çözümden geriye doğru gelmek, akla pek de yatmaz. Zaten gerçek hayatta da puzzle’ın somutlaşan metaforu olarak bizler, mantıklı hareket de etmeyiz çoğunlukla! Öyle değil midir?



Bir puzzle’da dikkate almamız gereken başka bir durum daha vardır. Bilirsiniz, puzzle’ın en dışındaki parçaların bir yanları düzdür, dolayısıyla kenar parçalarını diğerlerinden kolaylıkla ayırabiliriz.



Peki  gerçek hayatta bu duruma karşılık gelen bir metafor var mıdır? Olabilir, kavramsal sınırlarımızı bir puzzle’ın kenarındaki düz parçalara benzetebiliriz!  Yani çeşitli durumları kendi sınırlarımıza kadar anlayabiliriz, o sınırlar da puzzle’ın kenar parçalarıdır...



Böylece kenarlardan içeriye doğru puzzle üzerinde çalışmaya başlarız. Yaşamımızda da  puzzle’da olduğu gibi  dış çizgiler belirmeye başlar, ona uygun parçaları aramaya koyuluruz. Bu bağlamda çalışırken de boşlukları doldurmaya gayret ederiz.




Yanlış anlaşılmasın, iş hayatındaki “mantıklı problem çözme” tekniklerinden farklı bir durumdur bu anlattığımız. Biz genellikle “meselenin özüne” inmeyi ve  “daha önce bildiklerimiz”den yola çıkmayı tercih ederiz.  Bu da puzzle’daki aynı renk gruplarını , yani açık açık birbirlerine ait görünen grupları ayırmaya benzer.



 Beyaz renkli şirin dostlarımızın suretlerini oluşturmak için onları bir araya getirir kenara koyarız.  Puzzle’ın diğer parçaları hazır olduğunda, bu beyaz renkli parçalar da “alt montajları” hazır halde birbirlerine “eklenmeyi” beklerler. Öte yandan asıl eylem, azar azar kenarlardan içeriye doğru süregelmektedir. Yani puzzle birleştirme sürecinin başlarındayken, etrafta birçok parça yatar amaçsızca… Asıl mesele onları  önce kategorize edip, sonra tekrar bir araya getirmektedir… Tıpkı yaşamın kendisi gibi…




kaynak: https://www.questia.com/

14 Temmuz 2015 Salı

Dolomiti!

Puzzle  parçalarını birleştirirken genel kültürümüzü de genişletiyoruz farkında mısınız?  Mesela birleştirdiğimiz puzzle görseli ünlü bir ressama aitse, farkında olarak ya da olmayarak sanatçı hakkında bilgi sahibi oluyoruz.  Bir tarihi esere aitse birleştirdiğimiz parçalar, o eserin hikayesini merak edip öğreniyoruz. Bir manzara fotoğrafını birleştiriyorsak da  coğrafya bilgimiz artıyor.

Dolomiti (13200 parça puzzle-Clementoni puzzle)


Mesela Dolomiti, yani Dolomites, bir başka deyişle  “Pale Mountains”  adını daha önce duymuş muydunuz? Puzzleseverlerin en çok tercih ettiği manzara görselleri arasında yer alır bu muhteşem güzellikteki coğrafya.

Alp Dağları’nda romantik bir kaçamak, tırmanış, bol oksijen, mis gibi dağ havası diye özetleyebiliriz Dolomiti’yi…

                                                  Dolomiti (1000 parça puzzle)- Dino Puzzle


Bu dağlar milyonlarca yıl önce oluşmuş, önceleri suyun altında olan pembe granitten fosil yapıları, şimdilerde bulutlarla dans ediyor.
Dolomiti, İtalya’nın en tepesinde Avusturya’ya bakan konumda ve Alp’lerin uzantısı… 2009 yılında Unesco Dünya Mirası listesinde yerini almış.  Tahmin edeceğiniz üzere sanki soğuk bir su içmiş gibi berrak ve iyileştirici bir havası var.  Yaz aylarında orijinal adı “edelweiss” olan,
”alpyıldızı” diyebileceğimiz, Alp dağlarına özgü bembeyaz çiçeklerle ve pembe orman gülleriyle kaplanır buralar. Dağların eteklerinde sanki masallardan fırlamış oyuncak evler gibi barınaklar görürsünüz.


Dolomiti (2000 parça puzzle-Clementoni Puzzle)



Bu dağlarda Dolomiti’yi güzelleştiren özel mineraller vardır. Öyle ki, öğleden sonra ışığında dağlar pembe bir makyaja bürünürken, gün batımında kızılın en güzel tonuyla sizi karşılar. Bu kayalar sanki sihirli gibi ışık oyunları sunar görenlere. Çeşitli imparatorluklara ve savaşlara ev sahipliği yapan bu dağların insanları ne tam olarak İtalyan, ne de tam olarak Avusturyalıdır. Onlar “Ladin”dir. Ve korudukları için gurur duydukları, Latince’den gelen özel bir dil konuşurlar.
18. yüzyılın sonlarında İngiliz centilmenlerinin büyük turları sırasında keşfettikleri, 1956 yılında kış olimpiyatlarına ev sahipliği de yapmış olan La Perla nelle Dolomiti’nin seçkin karizması, dağ tırmanışı, bisiklet, kayak gibi sporları yapmaya giden turistlere ev sahipliği yapar. 

 Bu muhteşem coğrafyaya bir gün yolunuzu düşürmeden önce dilerseniz 1000 parçalı, 2000 parçalı ya da 13200 parçalı puzzle’ını birleştirebilirsiniz.

Bir sonraki yazımıza kadar keyifli günler dileriz. 

Dolomiti (1111 parça, kare puzzle-Dino Puzzle)


29 Haziran 2015 Pazartesi

Puzzle birleştirmek, iş hayatına dair bir şeyler öğretir mi?


Algılarımızı yeterince açık tutabilirsek, hemen hemen yaptığımız her şeyden veya karşılaştığımız  her durumdan birkaç ders alabiliriz. Dolayısıyla bir puzzle’ın parçalarını birleştirirken de öğreneceğimiz şeyler vardır.
Gelin iş hayatında bir proje ile başa çıkmayı, 5000 parçalı bir puzzle birleştirmek ile karşılaştıralım.

1- Oda bul (Kaynak bul! ) 

5000 parçalı bir puzzle’ı birleştirerek tamamlamak için öncelikli olarak yapmanız gereken şey, evinizde çalışmak için  uygun bir oda bulmaktır.
Bittiğinde 101 x 153 cm. boyutlarında olan bu puzzle’ı birleştirmek için en azından iki katı büyüklüğünde açık bir alanınız olmalı ki, rahat hareket edebilmeli ve parçaları rahatlıkla yerleştirebilmelisiniz. Eğer parçaları yaymak için gerekli olan KAYNAKLAR, yani boş alanınız yoksa, puzzle’ı tamamlarken sıkıntı yaşayacaksınız demektir. 


2- Bir strateji geliştir!

Parçaları ön yüzlerine çevirip renklerine göre sınıflandırdıktan sonra sıra geldi STRATEJİ geliştirmeye! Puzzle parçalarını bir araya getirmenin kolay bir iş olduğunu düşünebilirsiniz. Eğer 100 parçalı bir puzzle’dan bahsediyorsanız zaten haklısınız. Ama 5000 parçalı bir puzzle için aynı şeyi söyleyemeyiz, çünkü bu boyutta bir puzzle sizi biraz uğraştıracaktır.

Yaşamdaki diğer birçok şeyde olduğu gibi, Puzzle’a başlamadan önce de strateji geliştirmek, beklenmedik zorluklara ve değişikliklere karşı hazırlıklı olmanızı sağlar. Örneğin, öncelikle puzzle’ın kenar parçalarını birleştirmek gibi bir strateji tercih edebilirsiniz. Düz kenarlı parçaları bir araya getirmek, diğer parçalara nazaran daha kolaydır ve böylece dışarıdan içeriye doğru çalışabilirsiniz. Puzzle’ın sınırları tamamlandıktan sonra, kolay bir bölüme geçersiniz.  Mesela varsa yazılı olan alanlar veya çok renkli parçalar gibi… Bu kolay alanlar da bittikten sonra geride birleştireceğiniz 4000+ parça daha kalır ve asıl eğlence  yeni başlıyordur. Stratejiniz belli olduğu için bocalamadan ilerlerken aldığınız keyif de artacaktır.

 
                                                 Las Ramblas,Barcelona (5000 parça puzzle)

3- Emeklerinin meyvesinin tadını çıkar!
Yeterince sabırlı davranarak  puzzle’ı tamamladığınızda güzel bir tablo çıkar ortaya. Çerçeveletip dilediğiniz yere asar ve bu tabloya her baktığınızda başarınızın hazzını tekrar tekrar yaşarsınız.  Hele son puzzle parçasını  yerine yerleştirdiğiniz andaki  TATMİN OLMA VE MUTLULUK duygusu gerçekten de tarif edilemez. Bir projenin son noktasını koymak gibi… Sonrasında ise emeklerinizin meyvesini keyifle toplayabilir, projenizin başarısını dilediğinizce kutlayabilirsiniz.

 Belki daha önce hiç düşünmediniz ama  bu senaryo  sizce de  iş hayatına çok benzemiyor mu?  
                                                    Forest (6000 parçapuzzle)

16 Haziran 2015 Salı

Michelangelo hakkında 11 enteresan gerçek


Tarihin en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen, eserleri İtalyan Rönesans Dönemi’nin en iyi  örnekleri arasında yer alan, her yıl binlerce turistin  eserlerini görmek için seyahat planları yaptığı Michelangelo hakkındaki enteresan bilgileri sizler için derledik.
15. Yüzyılın sonlarına doğru Floransa’da büyüyen Michelangelo, her zaman din temalı sanat eserlerine hayranlık duydu.  Öğrencilik yıllarında okuldaki ödevleri yerine kiliselerde gördüğü resimlerin aynısını yapmaya çalışması ise kendisine sanatsal anlamda yaptığı ilk  çıraklık olanağını sağlamıştı.
Birçok sanatçı gibi erkenden değil,  88 yaşında iken hayata gözlerini yumdu ve bu uzun yaşamında müthiş başarılara imza attı.
Gelin Michelangelo hakkındaki bazı gerçeklere kısaca göz atalım:

1-    Sistine Chapel’i aslında O’nun işi olmayacaktı!

Sistine Chapel, Michelangelo(18000 parça puzzle)

Michelangelo’nun ününün yayılmaya başladığı dönemde, en büyük sanatçı olarak Raphael kabul ediliyordu.  Genç ve yıldızı yükselen Michelangelo, Raphael’in yapacağı işlere alternatif olarak görülmeye başlanınca Raphael, en iyi sanatçının kendisi olduğunu kanıtlamayı düşünerek, Michelangelo’nun Sistine Şapeli’ni boyaması için Papa’yı ikna etti.
Bu hikayeye göre, Michelangelo Sistine Şapeli’nde resim çalışmaları yaparken, Raphael sık sık nasıl yaptığını görmek için kontrole gidiyordu. Yapılan işe bir kez baktığında planının işe yaramadığını anlayacaktı. Çünkü Raphael’e göre kendi eserleri daha üstün görünmeliydi, ama  maalesef düşündüğü gibi olmadı.

2. Michelangelo çok sevildi

 Sacra Famiglia, Michelangelo(1500 parça puzzle)


Yaşamı boyunca kendisine “Il Divino” takma adı yakıştırıldı. Direkt çeviri yapıldığında bu sözcük, “tanrısal, ilahi” anlamına gelir.  O’nun eserleri her sosyal sınıftan, her kültürden insan tarafından çok sevildi. Eserlerine günümüzde olduğu gibi sanatçı yaşarken de saygı duyuluyordu.
Okul ödevleri yerine resim yapmayı tercih eden bir çocuk için bu durum çok güzeldi. O’nun bu başarısı, çocuklarında  okuldaki standart dersler haricinde farklı yetenekler gören anne babalar için güzel bir örnektir.

3. Şiir biraz da hobisiydi!

 La Creazione, Michelangelo (250parça puzzle)


En yaratıcı sanatçılar, yeteneklerini bir şekilde açığa çıkarırlar ve böylece fikirleri her zaman tazelenmiş olur. Michelangelo  bu çıkışı şiirle yapmıştır. Yaşamı boyunca 300 sonet (14 dizeli şiir) ve madrigal (pastoral aşk şiiri) yazdı. Bunların birçoğu, O’nun bakış açısındaki detayları anlatan oldukça doğal ve aşka dair şiirlerdi. Şiiri profesyonel hayatının bir parçası olarak değil de daha çok bir hobi olarak gördüğü için Michelangelo bu konuda oldukça mütevazı davranıyordu, hatta bunun aptalca bir girişim olduğunu bile söylüyordu.  Şiirlerinin çoğunu direkt en yakın arkadaşı için yazmıştı. Sadece aşk değil, maneviyat, sadakat ve mistik konuları da ele almıştı.

4. Michelangelo her zaman dürüst değildi!

 The creation of man,Michelangelo (13200 parça, panorama puzzle)



Michelangelo, tanınmış bir banker ve aynı zamanda politikacı olan Medici için St. John heykeli yaptı. Heykel için Medici’nin tek bir isteği vardı. Acaba Michelangelo heykelin daha önce gömülmüş gibi görünmesini sağlayabilir miydi? Yani heykele antik bir görünüm kazandırabilir miydi? Michelangelo bu isteği yerine getirmeye kendini zorunlu hissetti ve yaptığı heykel “antik sanat eseri” olarak Katolik Kilisesi Kardinali’ne satıldı.


Söylemeye gerek yok, bir süre sonra Kardinal heykelin antik eser olmadığını fark etti. Kardinal bu hileli sanat eserinden rahatsız olmak yerine, Michelangelo’yu Roma’ya davet etti, çünkü gerçekten yaptığı işten çok etkilenmişti.

5. Kendi portresinin ilginçliği

  Universal Judgement,Michelangelo (3000 parça puzzle)


Çoğu ressam, en az bir tane oto-portre yapar. Michelangelo,  yani bu Rönesans ressamı, yaptığı ünlü eseriyle tüm zamanların  en yaratıcı oto-portre ödülünü alabilirdi. “Son Yargılama” “Last Judgment" adlı 5 yılda tamamladığı eserinde, Bartholomew’i, bir elinde ölümüne neden olacak bir bıçak ve diğer elinde ise kendi derisinden bir parça ile gösterdi. Yüzülmüş deriye yakından bakıldığında, bir yüz şekli görülür.  Bu yüz, net bir şekilde  Michelangelo’nun kendi oto-portresidir!

6. Şehir surlarını inşa etti!

15. ve 16. Yüzyılda  Floransa’da söz sahibi olan ve Michelangelo’nun yeteneğini genç yaşındayken keşfedip O’na destek olan Medici ailesi, 1527 yılında bir halk ayaklanması sonucunda Floransa’dan uzaklaştırıldı. Ertesi iki yıl içinde şehir surlarının yeniden inşa edilmesi gerekiyordu.  Michelangelo, surların ve kulelerin onarılmasına yardımcı oldu.  1530 yılında Medici tekrar iktidara getirildiğinde  Michelangelo da kendi işine geri döndü.

7. 40 yıl sürdü!


Papa II. Julius’un 1505 yılında büyük bir planı vardı. Bu plan, Papa’nın ölmesinden 8 yıl önceydi ve doğal olarak Papa bunu bilmiyordu. Papa’nın planı, kendi mezarının işareti olacak uzun ve görkemli bir anıt heykel yaptırmaktı. Papa, amacına ulaşmak için  Michelangelo’yu görevlendirdi. Kendisinden birbirinden bağımsız 40 tane heykelden oluşan 3 tane öykü yaratmasını istedi.
Bu proje, Michelangelo’nun ertelemesi yüzünden değil de Papa’nın kendisine “daha önemli” görevler vermesi yüzünden tam 40 yılda tamamlandı! Sanatçıya verilen önemli projelerin içinde 1508 yılındaki Sistine Şapeli’nin duvar boyalamaları da yer alıyordu.
Papa II. Julius, 1513 yılında öldüğünde, kilise yetkilileri  bu heykeli 7 yıl içinde tamamlanabilecek şekilde küçülterek  projeyi revize ettiler. Fakat tam 40 yıl sonra 1545 yılında son tasarım da yerine yerleştirildiğinde heykelin boyutunu küçültecek değişiklikler  henüz yapılmamıştı!  Bu eser, Michelangelo’nun en ünlü heykeli Musa’dır.

8. İkinci mimardı!

Katolik Kilisesi yetkilileri St. Peter’s Bazilikası’nın tamamlanması için Michelangelo’ya haber verdiklerinde sanatçı 74 yaşındaydı. Sanatçı ölene kadar bu eser tamamlanamayacaktı  gerçi ama, O’nun gözetiminde geçen 14 yıllık çalışma sayesinde bu bina Rönesans Dönemi’nin gerçek bir mücevheri oldu ve günümüze dek milyonlarca insanın yıllar boyu ziyaret ettiği bir yer haline geldi.

9. Sansür, olağan bir şeydi

  La Pieta, Michelangelo (1000parça puzzle)


Michelangelo’nun bir çok eseri, çıplak insan formundadır. Bu nedenle de heykelleri yıllar boyunca bir şekilde sansüre uğramıştır. Londra’daki muazzam Davud heykelini kadınlar ziyarete geldiğinde kapatmak için taşınabilir bir kutunun içinde incir yaprağı bulundurulduğu söylenir.
Bu sansür anlayışı, “karşı-rönesans” hareketinin bir parçası olmuştur.
 Michelangelo henüz yaşarken, sanatı  geniş  topluluklar tarafından kabul görmüş ve sanatseverler kendisi hakkında daha çok bilgi edinmek istemişlerdir.  Bu da Michelangelo’yu yaşarken kendi otobiyografisini basan ilk batılı sanatçı yapmıştır.
Her eserinde olduğu gibi Michelangelo , otobiyografisini de büyük ölçekli yaptı. İki tane yayınlanan hayat öyküsü vardır.

10. Kedilerden olduğu gibi banyo yapmaktan da nefret ediyordu

Michelangelo, banyo yapmaktan gerçekten de nefret ediyordu. Bu dünyada hiçbir insan, hiçbir şeyden O’nun banyodan ettiği kadar nefret edemezdi!  Bu nedenle de cildi, özellikle de yaşlanınca çok kötü durumdaydı. Gerçi kendi dönemindeki ortalama insan ömrünün yaklaşık iki katı kadar yaşadığı düşünülürse, bunun büyük bir hata olmadığı varsayılabilir!
Öldükten sonra elbiselerinin derisinden zorla soyulduğu söylenir. Bir portakal kabuğunu soyduğunuzu hayal edin, böylece Michelangelo’nun giysilerinin ne kadar zor çıkarıldığını gözünüzde daha kolay canlandırabilirsiniz.
Genç yaşlarda oldukça zengin ve popüler olmasının bunda bir etkisi olabilir. Çünkü O,  en ünlü eserlerinin çoğunu 30 yaşına gelmeden önce tamamlamış ve  yeteneğini defalarca ispat etmeyi başarmış biriydi.

11. Bir eserin O’na ait olduğunu kolayca söyleyebilirsiniz.

  Guidzio Universale,Michelangelo (1500 parça puzzle)


Michelangelo, yarattığı bütün eserlerinde sadece bir parçayı imzaladı.

Michelangelo eserleri ve puzzle

Zoru seven puzzleseverler,  sanatçının muhteşem eserlerinden üretilen 5000-13000-18000 gibi çok parçalı puzzle’ları ile kendi sınırlarını zorlayabilirler.
Sanatçının eserlerinden üretilen puzzle’lara buraya tıklayarak mağazamızdan ulaşabilirsiniz.
Sanat ve keyif dolu yeni bir yazıda görüşmek üzere…

Kaynak: http://apecsec.org/11-interesting-facts-about-michelangelo/

Uyarlama Çeviri: PuzzleGaleri

5 Haziran 2015 Cuma

Jan van Haasteren ve puzzle'lara yerleştirdiği gizli işaretler!

Hep aynı tarz görsellerin puzzle'larını mı tercih ediyorsunuz? Mesela eğlenceli karikatür puzzle'larını, hem de içlerinde saklanmış işaretleri de arayarak birleştirmeyi hiç denediniz mi?
Bu yazımızda sizlere tanıtacağımız sanatçı Jan Van Haasteren'in son derece detaylı, çok renkli, eğlenceli mizahi çizimleri, özellikle Jumbo marka puzzle'larda on yıllardır meraklılarıyla buluşuyor.
Bu puzzle'ların çoğu, aynı zamanda bulmacalı da! Yani hem parçaları birleştirmekten keyif alıyorsunuz, hem ortaya çıkan karikatürlere gülüyorsunuz, hem de görseldeki kalabalığın arasında bir şekil aramanın heyecanını yaşıyorsunuz. Özetle üçe katlanmış eğlence diyebiliriz, daha ne olsun!
Jan Van Haasteren'in fan'ları, adeta sanatçının markası haline gelen ve her puzzle'a sakladığı KÖPEKBALIĞI YÜZGEÇİ'ni bulmayı çok seviyor. Sanatçının puzzle görsellerine sakladığı başka favori görüntüler de var elbette: Saint Nicholas (Noel Baba), The Hands (eller), the dentures (takma diş) ve kendi portresini de çizimlerinde arayabilirsiniz.
Jumbo markası, 150 ile 5000 parça arasında Jan Van Haasteren puzzle'ları üretiyor ve her yıl, sanatçının eserlerinden oluşan puzzle'lara yenileri eklenmeye devam ediyor. 


                                        Safary, Jan van Haasteren (1500 parça puzzle)


Yukarıda gördüğünüz Safary adlı puzzle da, diğer Jan Van Haasteren görsellerinde olduğu gibi çok eğlenceli. Puzzle bitince kaotik bir safari macerası ortaya çıkıyor. Gördüğünüz üzere vahşi hayvanlar sağa sola koşuştururken, safariye katılan turistler de bu yaramazlıklar karşısında neye uğradıklarını şaşırmış vaziyetteler.
Arabaları elleriyle kaldırmaya çalışan goriller, sirklerdeki gibi trapez iplerinde yürüyen su aygırları, öte yanda fareler, bu puzzle'ı birleştirirken sizleri gülümsetecek olan çılgın sahnelerden sadece bir kaçı. Bu safari görseline bakarken, detayların sizi yüksek sesle gülümsetmesine tanık olacak, puzzle birleştirirken bir taraftan da  kendinizi kahkahalar atarken bulacaksınız.
1500 parçalı bu puzzle ile uğraşırken eğlenceli saatler geçireceğiniz kesin, eğer Jan van Haasteren'in daha önceden de hayranı iseniz, puzzle görselinin içinde köpekbalığı yüzgeçlerini arayacağınızı zaten biliyorsunuz.

                    Playground, Jan van Haasteren (1000 parça)



Playground adlı  puzzle ile ise, oyun bahçesindeki kaosa tanık oluyorsunuz ve nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz! Anneler, babalar, çocuklar, köpeklerini gezdirenler, izciler, tüm bu tipler şimdiye kadar gördüğünüz belki de en kalabalık parkta kendi çaplarında eğleniyorlar. Artık"köpekbalığı yüzgeçleri"ni aramaya alışmış olmalısınız. Keyfini çıkarın!


                               Motorbike Race, Jan van Haasteren (1000 parça puzzle)

İşte bu sefer de Motorbike Race adlı puzzle'da bir motor yarışı görüyoruz. Rengarenk motorlar ve rengarenk sürücüleri yine kalabalık bir tablo oluşturuyor. Yarışta kimler yok ki; bir polis memuru, parlayan zırhının içinde bir şövalye hatta Jan Van Haasteren'in kendisi bile var, onu ayırdedebiliyor musunuz ? Bütün Jan Van puzzle'larında olduğu gibi yine oldukça detaylı çizilmiş birçok karakteri parça parça birleştirirken çok eğleneceksiniz. Tabii ki "köpekbalığı yüzgeçleri"ni aramayı ihmal etmemelisiniz.


                        Coming Through, Jan Van Haasteren (150 parça)



İşte 150 parçalı ve çok eğlenceli bir başka Jan Van Haasteren puzzle'ı daha, "Coming Through".! Bu sefer bir yol kavşağındayız. Her ne kadar motorsiklet üzerindeki trafik polisleri ellerindeki “dur” işaretini kaldırsa da, anlaşılan pek de faydası olmamış karmaşayı çözmeye! Gördüğünüz gibi trafik durmuş.
Dükkandan keyifli bir yüz ifadesiyle çıkan hırsızı gören kedinin tüyleri diken diken olmuş! Rögar kapağını kaldırıp kaçmaya çalışan adama ne demeli?

Birbirinden komik detaylarla dolu Jan Van Haasteren puzzle'larını incelemek için buraya bakabilirsiniz.

Bu görsellerin yaratıcısına biraz yakından bakalım isterseniz.

Jan Von Haasteren kimdir?




1936 yılı Hollanda Schiedam doğumlu olan sanatçı, güzel sanatlar akademisinde okumuş. Bir reklam ajansında çalışma hayatına başlamış. 1962 yılında Marten Toonder stüdyoları animasyon departmanında çalışmalarına devam etmiş. Çizgi roman üretimlerine katılmış, bir çok Disney karakterini, özellikle haftalık Donald Duck dergisi için 'Hiawatha' ve taş devrinin meşhur 'Çakmaktaşları'nı çizmiş..
Uzun yıllar karikatür çizmekle uğraşan sanatçı, 1980'li yıllarda ünlü puzzle markası Jumbo'ya katılmış, puzzle'a uygun büyük posterler halinde çizdiği karikatürleri, sanatçının uluslararası anlamda daha çok tanınmasını sağlamış. Jumbo kendisine 2013 yılında bir stüdyo açmış ve sanatçı, yılda üç civarında puzze üretmeye bu stüdyoda devam ediyor. Biz puzzleseverler ise her yıl çizdiği yeni posterlerin parçalarını birleştirmeyi heyecanla bekliyoruz.

İyi eğlenceler...