puzzle'ın faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
puzzle'ın faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2015 Cuma

Bir puzzle almak için top 10 gerekçe!

1-  Kaliteli zaman geçirmek!
İnsanın  ailesi veya arkadaşlarıyla birlikte puzzle birleştirmesi, onlarla olan bağlarını sağlamlaştıran etkili bir yoldur. Mesela orta yaşlardaki annenizin veya babaannenizin evine ziyarete mi gidiyorsunuz,  bu sefer yanınızda lokum değil, O’nun beğeneceği  bir kutu puzzle götürün hediye olarak! Bir başkasıyla puzzle parçaları birleştirmeye çalışmak, harika bir aktivedir.  Puzzle üzerinde takım halinde çalışmaksa, insanları birbirine yaklaştıran bir iletişim modelidir ve gerçekten eğlencelidir.

2- Tasarruf edin!
Kim biraz para tasarrufu yapmak istemez ki? Eğer canınız sıkılıyorsa, kendinizi bir alışveriş merkezine atıp para harcamak yerine evinizde kalıp puzzle birleştirebilirsiniz. İnsanların,  özellikle de kadınların çoğu, canları sıkıldığı zaman  gerçekten de hiç ihtiyaçları olmayan şeyleri almaya meyillidir. Oysa puzzle birleştirmek, çok pahalı olmayan bir eğlencedir  ve üstelik bir kere satın aldığınız puzzle ile uzunca bir süre vakit geçirebilirsiniz. Mesela 1000 parçalı bir puzzle seçerek bir günden fazla süre oyalanabilir, üstelik sıkıldığınızda bırakıp sonra tekrar kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. AVM’lerde geçirdiğiniz zamanların yerine puzzle koyarsanız, ne kadar para tasarrufu yaptığınıza kendiniz bile inanamayacaksınız!

Neden puzzle?

3- Beyninizi çalıştırın!
Puzzle birleştirmenin beyin fonksiyonlarını uyardığını bilim insanları söylüyor.  Yani puzzle ile uğraşmak, beynin koordinasyon, analiz etme ve kavrama  yeteneklerini, kısa süreli hafızayı, mantıklı düşünme sürecini ve problem çözme yeteneklerini geliştirmeye yardımcı oluyor. Beyninin daha iyi çalışmasını kim istemez ki!  

4- Stresten kurtulun!
Puzzle parçalarını birleştirmek zihni dinginleştirir. Hayatınızın içinden çıkılmaz, zor, karmaşık anlarında bir mola verip puzzle ile ilgilenmek moral olarak size iyi gelecektir. Beyninizin puzzle’a konsantre olması, anksiyeteyi azaltacak ve problemlere karşı sizde geçici bir rahatlama sağlayacaktır.

5- Duvar sanatı
Bitmiş bir puzzle muhteşem bir duvar dekorudur. Puzzle’ınızı tamamlayıp çerçeveleterek duvarınıza asın. Böylece ona bakan insanlar hoşlanacak, hatta hakkında konuşulacak yeni bir konunuz olacaktır.

6- Yaşın önemi yoktur!
İsterseniz 5 yaşında olun, isterseniz 80’e merdiven dayamış olun, puzzle dünyasında bu durumun hiçbir önemi yoktur. Çünkü puzzle parçalarını birçok şekilde ve büyüklükte bulabilirsiniz.
Kimilerine göre 500 parçalı puzzle’lar bile zordur, kimileri ise 2000 parçalı, biraz daha karmaşık puzzle’ları daha eğlenceli bulur. Aynı şekilde çocuklar için 50’nin altında parça sayısı olan yapbozlar da mevcuttur. Puzzle'da ne kadar çok parça olursa, o kadar uzun zaman geçirirsiniz. Tercihse size kalmış!

7- Modası geçmeyen bir hediye
İlgi alanları ne olursa olsun herkes puzzle’dan hoşlanabilir. Mesela ata binmeyi seven kızınız için at görselli bir puzzle, motor meraklısı eşiniz için “harley” görselli puzzle, doğadan hoşlanan arkadaşınız için ise çiçekli böcekli bir puzzle seçebilirsiniz.

8- Mutluluk!
Zorlu bir puzzle’ı tamamlamak, size başarı duygusunu tattırır. Puzzle’ı başarı ile tamamlamak ise beyinde dopamin salgılanmasını teşvik eder, dopamin demek mutluluk demektir.  

9- Şifa ve maneviyat
Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre puzzle birleştirme gibi aktivitelerin  Alzheimer hastalığında üçte bir oranında azalmaya neden olduğu saptanmış. Aynı  araştırmada puzzle birleştirme aktivitesi bir hobiye dönüştüğünde ise yaşam kalitesi artarak bu hastalığa yakalanma olasılığının azaldığı da görülmüş. 

10- Zamansız hobi
Puzzle’lar asla değer kaybetmezler. Bir puzzle’ı defalarca birleştirebilir ve her seferinde ilk gün olduğu kadar zevk alabilirsiniz. Bitirdiğinizde puzzle’ınızı bozup bir sonraki sefere kadar saklayabileceğiniz gibi, hoşlanacak bir arkadaşınıza hediye de edebilirsiniz. 

KAYNAK: http://jigfix.blogspot.com.tr

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bir metafor olarak “bulmaca ve puzzle”


Bazı karmaşık durumlarla karşılaştığımızda “bulmaca gibi" deriz veya bazı insanları “bulmaca çözer” gibi anlamaya çalışırız. Bulmaca  belirsiz bir durumdur; öyle ki karşılaştığımızda önce ne yapacağımızı şaşırırız, hatta  geçip karşısına bir süre baktığımız da olur. Aslında yaşamın kendisi de büyük bir bulmaca değil midir, hatta klişe de olsa "yaşam, çok parçalı bir puzzle'dır" desek daha doğru olmaz mı?  Bu puzzle’ın parçalarını her birimiz değişik yollardan bir araya getirmiyor muyuz, daha doğrusu parçaları nasıl bir araya getirdiğimize göre yaşam tarzlarımız oluşmuyor mu?

Belirsizlikleri açıklamanın en kolay ve en eski yollarından biridir “bulmaca gibi”  metaforunu kullanmak; çünkü önemlidir bu sözcük. Antik hikayelerin kahramanlarını düşünün, bir bilmeceyi/bulmacayı çözmeden yollarına devam edemezlerdi genellikle. Dolayısıyla, puzzle parçalarını bir araya getirirken, genel olarak bulmacaların hayatınızdaki yerini de gözünüzün önüne getirebilirsiniz. Mesela puzzle parçaları; kartondan değişik formlarda kesilen, değişik renklerde ve şekillerde olan bu parçaların kendileri zaten başlı başına metafor değil midir?

Bir puzzle’a başladığınızı düşünün.  Parçalar karmakarışıktır, umutsuz bir durum gibidir bu dağınıklık ilk zamanlarda. Fakat bu kaosun içinde sizin için kolaylık olan iyi şeyler bulursunuz. Mesela puzzle kutusunun üzerindeki resim; bilirsiniz ki parçalar birleşince o resim çıkacaktır ortaya. Bulmacanın cevabı bellidir aslında… 


Dogs Salon, Iva Hüttnerova (1000 parça puzzle)


 Bilirsiniz ki mavi parçaları ayırıp birleştirdiğinizde odanın tavanı ortaya çıkacak, açık kahverengiler kapı olacak, siyahlarınsa ne  olacağı besbelli…  Sonuçta köpek dostlarımızın bakımı yapılan bir salon çıkacak ortaya!
 Hayatımızda da benzer durumlar olmaz mı? Olayların kontrolümüzden çıktığını hissettiğimiz zamanlarda, aslında puzzle’ın  parçalarını birleştirmeye uğraşmıyor muyuzdur?
Hayallerimiz, inançlarımız, teorilerimiz puzzle kutusunun üzerindeki resimdir dersek eğer, hayatımızın parçalarını bu resimdeki rüyayı gerçekleştirmek için birleştirmeye uğraştığımız sonucu ile yüzleşmez miyiz?




Puzzle’ı birleştirirken çözümden geriye doğru gideriz. Yani beklentilerimizden geriye doğru adım adım  bilinçli hamleler yaparız. Bakıldığında çözümden geriye doğru gelmek, akla pek de yatmaz. Zaten gerçek hayatta da puzzle’ın somutlaşan metaforu olarak bizler, mantıklı hareket de etmeyiz çoğunlukla! Öyle değil midir?



Bir puzzle’da dikkate almamız gereken başka bir durum daha vardır. Bilirsiniz, puzzle’ın en dışındaki parçaların bir yanları düzdür, dolayısıyla kenar parçalarını diğerlerinden kolaylıkla ayırabiliriz.



Peki  gerçek hayatta bu duruma karşılık gelen bir metafor var mıdır? Olabilir, kavramsal sınırlarımızı bir puzzle’ın kenarındaki düz parçalara benzetebiliriz!  Yani çeşitli durumları kendi sınırlarımıza kadar anlayabiliriz, o sınırlar da puzzle’ın kenar parçalarıdır...



Böylece kenarlardan içeriye doğru puzzle üzerinde çalışmaya başlarız. Yaşamımızda da  puzzle’da olduğu gibi  dış çizgiler belirmeye başlar, ona uygun parçaları aramaya koyuluruz. Bu bağlamda çalışırken de boşlukları doldurmaya gayret ederiz.




Yanlış anlaşılmasın, iş hayatındaki “mantıklı problem çözme” tekniklerinden farklı bir durumdur bu anlattığımız. Biz genellikle “meselenin özüne” inmeyi ve  “daha önce bildiklerimiz”den yola çıkmayı tercih ederiz.  Bu da puzzle’daki aynı renk gruplarını , yani açık açık birbirlerine ait görünen grupları ayırmaya benzer.



 Beyaz renkli şirin dostlarımızın suretlerini oluşturmak için onları bir araya getirir kenara koyarız.  Puzzle’ın diğer parçaları hazır olduğunda, bu beyaz renkli parçalar da “alt montajları” hazır halde birbirlerine “eklenmeyi” beklerler. Öte yandan asıl eylem, azar azar kenarlardan içeriye doğru süregelmektedir. Yani puzzle birleştirme sürecinin başlarındayken, etrafta birçok parça yatar amaçsızca… Asıl mesele onları  önce kategorize edip, sonra tekrar bir araya getirmektedir… Tıpkı yaşamın kendisi gibi…




kaynak: https://www.questia.com/