öpücük 1000 parça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öpücük 1000 parça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2015 Çarşamba

Romantizmde bir mücevher: Hayez'in “The Kiss” tablosu

... Öpücük, doğanın hoş bir azizliğidir; konuşma gereksiz hale gelince sözcükleri durdurur...
                     Ingrid Bergman İsveçli sinema sanatçısı (1915 – 1982)

TheKiss, Francesco Hayez (1000 parça Ricordi Puzzle)

The kiss” yani öpücük, birçok sanat eserine verilen sihirli bir isim. Bu eserlerin içinde en ünlüsü de  muhtemelen Gustav Klimt'in altın yaldızlarla dolu “The Kiss” tablosudur, ki buradaki yazımızda anlatmıştık.

Bu yazımızda ise sizlere Milano'lu sanatçı Francesco Hayez'in İtalyanca anlamı “il bacio” olan “öpücük” adlı romantik tablosundan bahsetmek istiyoruz. Romantik bir resim diyoruz ama, “il bacio”, sadece öpücük anlamına da gelmiyor. Aslında bu resim, İtalya'nın doğuşunu simgeleyen sembolik bir öpücük olarak biliniyor.

İki sevgili ve onların birbirlerine tutku ile sarılışlarını tasvir eden bu tablo, Milan'daki Brera Gallery'de romantik tabloları görmekten ve bu tablolara saatlerce bakmaktan hoşlanan ziyaretçilerin her zaman ilgisini çekiyor.

Sanat tarihçileri resmi nasıl yorumluyor?

Sanat tarihçilerine göre bu tabodaki çift, 1870 yılında İtalya'nın bağımsızlığını sağlayan birleşme hareketi olan Risorgimento'nun (diriliş) alegorik (mecazi) bir anlatımıdır.
 Çiftin giysilerindeki 4 renk ise - kırmızı, yeşil, beyaz ve gök mavisi- İtalya ve Fransa'nın ulusal bayrakları ile ilgilidir. Bu iki ülke, aralarında ittifak yaparak Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna karşı İkinci Bağımsızlık Savaşı'nda zafer kazanmışlardır. Bu savaş 1859 yılında bitmiştir, ki gördüğünüz Il Bacio tablosu da aynı yıl ortaya çıkmıştır. Eğer sanatçının tek amacının bu tarihi zaferi vurgulamak ve siyasi bölünmelerin sıkıcı renklerine karşı ulusal birliğin zaferini kutlamak olduğunu düşünürsek, ilkel ortaçağ arka planına karşı tek ışık ve renk kaynağının resimdeki çift olduğunu görmek, resmin bu tarihsel okumasına belirli bir anlam katacaktır. Hayez'in1861 yılında tamamladığı, eserin son versiyonunda, bu kutlama amacı daha belirgin bir şekilde görülür, zaten  1861 yılında Roma, İtalya'nın başkenti olarak ilan edilmiştir.


Tablodaki detaylar bize neler anlatıyor?

The Kiss- Öpücük adlı tabloda, Hayez bir masala hayat veriyor. Her ne kadar yüzlerini saklasalar da, bu iki sevgili, öğrenmek isteyenler için aslında sırlarını açıklıyorlar. Erkeğin ayağı, sanki acelesi varmış gibi merdivenlerin ilk basamağının üzerinde yer alıyor. Kadınsa sanki erkeğin gitmesine izin verecekmiş gibi bir hassasiyetle O'na sarılmış. Resme bakarken, yaklaşan bekçinin ayak seslerini duyar gibi oluyoruz. Bu iki aşığın birbirlerine tekrar buluşmak için fısıltıyla söz verdiklerini hissediyoruz ve kahramanımız hızla merdivenleri çıkıyor.

Basit bir zarafet ve gösterişsiz bir ortaçağ sahnesi seçerek ( her ne kadar resmin anlattığı tarihsel olay 19. yüzyılda geçse de), Hayez bizleri eserinin her detayını dikkate almaya teşvik ediyor. Erkeğin hançerinin sevgilisinin beline baskı yapması, tehlikenin yakınlarda olduğunu anlatıyor. Arka plandaki uğursuz gölge, adeta hayal gücümüzle oyun oynuyor. Resmin sağ üst köşesindeki o karanlık çatlak, bize zindan pencerelerini anımsatıyor ve bizi takip eden bir casusun karanlıkta parlayan kedi gözlerini hayal ediyoruz. Sizce kadının üzerindeki mavi masalsı elbise gerçeğe ne kadar yakın görünüyor? Elbisenin görkemli güzelliği umudu, hatta zamanın belirsizliğini simgeliyor.

Il Bacio- The Kiss-Öpücük tablosu, bize İtalya'da bu sevgililere ne olduğuna dair belki de boşu boşuna hayal kurduruyor. Hayatımıza anlam katan birisi girdiğinde ona sarılmamız ve onu bırakmamamız gerektiğini anımsatıyor. Sevginin ve bağımsızlığın ne kadar büyük itici güçler olduğunu söylüyor.


Bu güzel ve de anlamlı eserin puzzle'ını birleştirirken acaba sizler neler hissedeceksiniz? Merak ediyorsanız puzzle'lar işte burada...

KAYNAK:
https://zuriest.wordpress.com/2011/11/21/a-jewel-in-romanticism-hayezs-the-kiss/

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Gustav Klimt'in 152. yaşı kutlu olsun!

Bugün 14 temmuz 2014.

 “Tarihte bugün neler olmuş?” diye araştırma yapacak olursanız elbette çok fazla detayla karşılaşırsınız. Biz, 14 temmuz’da doğan ve bir çok önemli eserinin puzzle’a da  dönüştüğü  ünlü  ressam Gustav Klimt’den söz etmek istiyoruz bugün.

  Kendisi 14 temmuz 1862’de doğmuş, yani günümüzden tam 152 yıl önce..  İyi ki de doğmuş; zira 1918 yılında 56 yaşındayken kendisini kaybetmemize rağmen günümüzde kendisine ve eserlerine  hâlâ hayran olabiliyoruz..

Avusturyalı Klimt, sembolizm akımının sanatçılarındandır. Klimt, sanatını sadece tuvallerle sınırlamamış; duvar resimleri, eskizleri ile de tanınmıştır. Eserlerine bakıldığında genel olarak kadın bedeni ve dekoratif süsleme detayları göze çarpar.

Gustav Klimt, Yelpazeli Kadın, 1000 Parça 


Çağının  sanat anlayışına karşı çıkarak kendi akımlarını yaratan sanatçılar arasındadır Gustav Klimt. 1897 yılında bu anlamda “Viyana Sezession” adlı kendi gruplarını arkadaşlarıyla birlikte kurmuşlardır. “Kutsal Bahar” adındaki dergiyle yaydıkları sanat akımının adı ise “Art Nouveau” olarak literatüre geçmiştir.  En önemli eserleri nedir derseniz, “Öpücük”, “Adele Bloch-BauerI”, “Judith” ve “Holofernes” adlı resimlerle karşılaşırsınız.

Gustav Klimt, Die Jungfrau,1500 parça

Sanatçı, eserlerinde kadının dış güzelliğini erotik bir estetikle vurgularken, ayrıca kadının üretkenliğine ve gücüne de değinmeyi ihmal etmemiştir. Özgür ifade tarzı nedeniyle sanatçıyı ahlaksızlıkla suçlayanlar olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Hatta resimlerindeki sansürden sıkılan sanatçı, “sansür canıma yetti artık, bundan kurtulmak istiyorum, devletin her türlü desteğini reddediyorum, bunlar olmadan da yaşayabilirim” demiştir ve manzara resimleri ile sosyete portrelerine yönelmiştir.

GUSTAV KLIMT VE KADIN

Sanatçı kadın imgesini tüm doğallığıyla, masumiyetiyle,  aynı zamanda erotik unsurlar da içeren öyle bir estetikle anlatır ki, bakanlar resimlerinden gözlerini alamazlar.

En ünlü tablolarından olan “The Kiss/ Öpücük” eserinde yüzü görünmeyen bir erkek, bir kadını yanağından öpmektedir. Birçok feminist sanat eleştirmeni, Klimt’in bu eserini ve bir çok portresini -kadın bedenini erkek arzu nesnesi olarak- gösterdiği için eleştirse de bir çok izleyici de aynı portreyi çiçeklerle ve altınlarla kaplı masalsı bir dünyada aşkın ve tutkunun resmi olarak algılamışlardır.
Altınlı gümüşlü yaldızları kullanarak yarattığı bu çok renkli, ışıltılı, estetik eserleriyle Gustav Klimt, sanat tarihinde tabulara karşı çıkışı sayesinde yenilikçi bir kişilik olarak yerini almıştır. 
152. doğum gününde sanatçıyı sizlere biraz da olsa tanıtabildiysek ne  mutlu bize..


Mağazamızda sanatçının eserlerinden oluşan puzzle seçkisine  Gustav Klimt araması ile buradan  ile ulaşabilirsiniz.


KAYNAKLAR:
http://www.yasambilimleridergisi.com/makale/pdf/1356125332.pdf
http://tr.wikipedia.org/wiki/Gustav_Klimt